DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

HZ. HASAN B. ALİ (A.S)’IN                GAYBİ HABERLERİ


İMAM HASAN (A.S)’IN KISACA BİYOGRAFİSİ

İsmi: Hasan (a.s).

Meşhur lakapları: Mücteba, Sibt-i Ekber.

Künyesi: Ebu Muhammed.

Baba ve annesi: Ali (a.s) ve Fatımat’üz-Zehra (s.a).

Doğum yeri ve yılı: Hicretin 3. yılı Ramazan ayının yarısında Medine-i Münevvere’de doğmuştur.

İmamet dönemi: On yıl (40-50).

Zamanındaki gasıp halife: Muaviye b. Ebî Süfyan

Şahadet yeri ve tarihi: Hicretin 50. yılı, Sefer ayının 28’inde (bir görüşe göre Sefer ayının 7’sinde) 47 yaşındayken Muaviye’nin emriyle kendi hanımı olan Ca’de vasıtasıyla zehirlenerek Medine’de şahadete erişti.

Mezar-ı şerifi: Bakî mezarlığındadır.

İmam Hasan (a.s)’ın hayat dönemini üç bölüme ayırmak mümkündür:

1- Çocukluk dönemi olan Peygamber (s.a.a)’in hayatta olduğu dönem (yaklaşık 8 yıl).

2- Peygamber (s.a.a)’den sonra babasıyla birlikte olduğu dönem (takriben 29 yıl).

3- İmamet dönemi (on yıl).

 

 

1-     İMAM HASAN (A.S)’IN KENDİ GELECEĞİNDEN HABER VERMESİ

Muhammed b. Müslim şöyle diyor: İmam Bakır (a.s)’dan şöyle buyurduğunu duydum:

“İmam Hasan (a.s)’ın vefat zamanı gelip çattığında, kardeşi Hüseyin (a.s)’a şöyle buyurdu:

“Kardeşim! Sana bir vasiyetim var, onu koru (yerine getir). Ben öldükten sonra, gusül ve kefen işlerinden sonra beni ceddim Resulullah (s.a.a)’i ziyaret etmek için O’nun kabrine götür, sonra annemin mezarına götür ve sonra da Baki mezarlığında defnet. Bil ki, Humeyra (Ayşe) tarafından –ki halk onun Allah’a, Peygamberine ve Ehlibeytine olan düşmanlığını bilmektedir- bana bir musibet yetişecektir.”

İmam Hasan (a.s) vefat edince, O’nu tabuta bırakıp Hz. Peygamber (s.a.a)’in musallasına    -cenazelere namaz kılınan yere- götürdüler. İmam Hüseyin (a.s) cenaze namazını kıldı, sonra cenazeyi mescide götürdüler ve oradan da Resulullah (s.a.a)’in kabrine götürdüler. Bu arada casuslardan birisi Ayşe’nin yanına giderek: “Beni Haşim, Hasan’ın cenazesini Peygamberin yanında defnetmek istiyor” dedi.

Ayşe, eğerli bir ata binerek hızla dışarı çıktı. -O, İslam’da eğerli ata binen ilk kadın idi- Gelerek dedi ki: “Oğlunuzu evimden dışarı çıkarın. O, benim evimde defnedilemez, Allah Resulünün hicabını yırtamazsınız.”

İmam Hüseyin (a.s) buyurdular: “Sen ve baban daha önce Allah Resulünün hicabını yırttınız ve O’nun evine, kendisine yaklaşmasını sevmediği kimseleri (Ebu Bekir ile Ömer’i) soktunuz. Ey Ayşe! Allah bu işinden dolayı seni hesaba çekecektir.”[1]

2-     İLAÇ SATAN ZENCİ

Ravi İmam Sadık (a.s)’ın şöyle buyurduğunu naklediyor:

“Bir yıl İmam Hasan (a.s), Mekke’ye yaya olarak gittiğinde ayakları şişip kabardı. Hizmetçilerinden biri arzetti ki: “Eğer bineğe binerseniz ayağınızın şişkinliği geçer ve iyileşir.

İmam (a.s)cevabında şöyle buyurdular: “Hayır, önümüzdeki bu menzile yetiştiğimizde, yanında bir çeşit yağ bulunan zenci birisi senin yanına gelecek, sen hiçbir şey söylemeden yağı ondan satın al.”

Hizmetçi (İmam’ın bu sözüne karşılık) şöyle dedi: “Anam, babam size feda olsun! O ilacın satıldığı menzile yetişmemiş miyiz?”

İmam (a.s) buyurdular: “Hayır, o zenci menzilin yakınındaki yol üzerindedir.”

Bir mil yol hareket ettiklerinde zenciyi gördüler. İmam (a.s) o zenciye, gidip yağı almasını ve parasını ödemesini istedi. Zenci sordu: “Ey köle! Bu devayı kimin için istiyorsun?”

Köle: “Hasan b. Ali (a.s) için.”

Zenci: “Beni onun hizmetine götür.”

Köle onu İmam (a.s)’ın huzuruna götürdü.

Zenci arzetti ki: “Anam, babam size feda olsun! Ben sizin bu devaya ihtiyacınız olduğunu bilmiyordum. İzin verirseniz ücretini almayayım. Çünkü ben sizin gulamınızım. Yalnızca Allah’ın bana salim bir evlat vermesi ve siz Ehlibeyt’in dostu olması için dua ediniz. Zira hanımımın yanından ayrıldığımda, o doğum sancısı çekiyordu.

Hazret buyurdu: “Evine dön, Allah sana salim bir evlat vermiştir ve o bizim Şiilerimizdendir.”[2]

3-     İMAM HÜSEYİN’İN İMAM HASAN’A AĞLAMASI

Mufazzal b. Ömer, İmam Sadık (a.s)’dan şöyle buyurduğunu naklediyor:

“Bir gün İmam Hüseyin (a.s), (vefatına yakın bir zamanda) İmam Hasan (a.s)’ın yanına vardı. Gözü kardeşine takılınca ağladı. İmam Hasan (a.s); “Neden ağlıyorsun?” diye sordu.

İmam Hüseyin (a.s); “Ağlamamın sebebi, sana yapılacak olanlardan dolayıdır” dedi.

İmam Hasan (a.s) buyurdu:

“Benim başıma gelecek olay, beni zehirleterek öldürmeleridir, ama Ya Eba Abdullah, hiç kimsenin senin günün gibi bir günü olmayacak! Zira otuz bin kişi senin etrafını saracak, ceddimiz Peygamber (s.a.a)’in ümmetinden olduklarını iddia edecekler, İslam dinini kendilerine ait bilecekler ve hepsi seni öldürmek, kanını dökmek, ihtiramını yok etmek, çoluk çocuğunu esir almak ve malını yağmalamak için birbirlerine destek olacaklar. Böyle yaptıklarında Allah-u Teala Ümeyye Oğullarına lanet edecek, gökten halkın başına kan ve toz toprak yağacak, her şey hatta çöldeki vahşi hayvanlar ve denizdeki balıklar bile sana ağlayacaklar.”[3]

4-    KENDİ ŞAHADETİNDEN HABER VERMESİ

İmam Sadık (a.s) yüce babalarından naklen şöyle buyurmuştur:

“İmam Hasan (a.s), aile fertlerine; “Ben, Hz. Peygamber (s.a.a) gibi zehirle öldürüleceğim” diye buyurdular.

“Bu zulmü kim sana yapacaktır?” dediklerinde; “Eş’as b. Kays’ın kızı olan Ca’de (kendi hanımı). Muaviye gizlice ona zehir gönderecek ve onu bu işle görevlendirecektir” buyurdu.

“Onu evinden dışarı çıkar” dediklerinde; “Hiçbir günah işlememişken onu nasıl dışarı çıkarabilirim! Dışarı çıkarsam bile benim katilim o olacak, halk içinde de kendisini mazur gösterecektir” buyurdu.

Bu konuşmanın üzerinden çok geçmemişti ki, Muaviye o kadına birçok hediyeler göndererek yüz bin dirhem ve değerli araziler de vaat etti. Ayrıca onu oğlu Yezit’le evlendireceğini de söyledi. Bunların yanı sıra İmam Hasan (a.s)’a içirmesi için bir miktar zehir de ona gönderdi. İmam (a.s), sıcak bir günde oruçlu olarak eve döndüğünde, Ca’de iftar vakti zehirli bir süt getirdi. İmam (a.s) içer içmez şöyle buyurdu:

“Ey Allah’ın düşmanı! Sen beni öldürdün, Allah da seni öldürsün. Allah’a andolsun ki, bir hayır görmeyeceksin. Muaviye seni aldatmış ve seninle alay etmiştir. Allah seni de, onu da zelil ve rüsva etsin.”

İmam (a.s) iki gün geçmeden dünyadan göçtü. Muaviye de vaadine vefa etmeyerek Ca’de’ye hıyanet etti.[4]

5-     KUFELİLERİN VEFASIZLIĞINDAN HABER VERMESİ

Haris Hemdani şöyle diyor:

Hz. Ali (a.s) şehit olduktan sonra, halk İmam Hasan (a.s)’ın hizmetine gelerek şöyle dediler: “Sen babanın vasisi ve vekilisin, bizler senin emrinizdeyiz, ne emrediyorsanız buyurun.”

İmam Hasan (a.s) onların bu sözüne karşılık şöyle buyurdular: “Allah’a andolsun ki, yalan söylüyorsunuz. Benden daha iyi olana (Hz. Ali) vefalı olmadınız, bana nasıl vefalı olabilirsiniz? Size nasıl itimat edebilirim? Doğru söyleseniz bile, size itimat edemem.”

Birkaç yerde İmam Hasan (a.s)’a karşı vefasızlık ettiler. Nihayet İmam (a.s) Kufe’ye gelerek minbere çıkıp şöyle buyurdular:

“Bu topluma hayret etmek gerekir. Zira ne hâyâ ederler, ne de dinleri vardır. Ben işi Muaviye’ye bıraktım. Allah’a andolsun, size öyle işkence edecekler ki, rahat bir nefes çekmeği arzu edeceksiniz. Eğer etrafımda sadık adamalar olsaydı, bu işi onlara bırakmazdım. Zira hükümet ve velayet Beni Ümeyye’ye haramdır. Ey dünyanın kulları!”

O zaman Kufelilerin çoğu, Muaviye’ye mektuplar yazarak onunla birlikte olduklarını ve istediği taktirde İmam Hasan’ı yakalayıp ona göndereceklerini bildirdiler. Daha sonra İmam (a.s)’ın çadırına saldırarak onu yağmaladılar ve İmam (a.s)’ın ayağına da bir hançer vurup, O’nu yaralı bir halde Kufe’yi terk etmek zorunda bıraktılar.[5]

Sabırlar ettin, dişini sıkıp gamı gönlüne attın,

Ki böylesi ciğer pareleri dost yolunda revadır.

6-     AYŞE’NİN KALBİNDEN HABER VERMESİ

Hafız Recep şöyle diyor:

İmam Hasan (a.s) Kufe’den Medine’ye geldiği zaman, halk gelip babasının (Hz. Ali’nin) şahadetinden dolayı baş sağlığı diliyorlardı. Peygamber-i Ekrem (s.a.a)’in hanımları da geldiler. Ayşe de dedi ki: “Ey Eba Muhammed! Baban dünyadan gidinceye kadar ceddin dünyadan gitmemişti (yani, baban Ali yaşadığı müddetçe, sanki Peygamber yaşıyordu). Hazret buyurdu:

“Acaba gece karanlığında elini yaralayan ve hala izi elinin üzerinde olan demiri unuttun mu? Gecenin karanlığında onunla evin içini kazdın ve hıyanetle toplayarak içerisinde sakladığın yeşil bir parçayı dışarı çıkardın ve miktarını bilmediğin kırk dinarı ondan götürdün ve bu parayı babam Ali (a.s)’ın düşmanları olan “Beni Temim” ve “Adiy” kabileleri arasında taksim ettin ve O’nun katledilmesiyle de gönlün rahatlamadı!”

Ayşe; “Evet, öyle idi!” dedi.[6]

7-     OSMAN’IN KATLEDİLECEĞİ HABER

İbn-i Eşa’s diyor:

Osman’ın evi muhasara edildiği sırada Hz. Hasan (a.s) ile birlikte idim. Babası O’nu Osman’a su götürmekle görevlendirmişti. Bana buyurdu: “Ey İbn-i Eş’as! Bu saatte biri onu öldürerek ikindiye çıkmayacaktır.”

Olay Hazretin dediği gibi oldu. Zira Osman ikindi vaktinden önce öldürüldü.[7]

 

8-     UBEYDULLAH B. ÖMER’İN KATLEDİLME HABERİ

Ömer b. Hattab’ın oğlu Ubeydullah, İmam Hasan (a.s)’a: “Beni gör! Sana söyleyeceklerim var” diye haber gönderdi.

Hazret onunla görüşünce o şöyle dedi: “Baban (Hz. Ali) işin evvelinde (İslam’ın başlangıcında ve sonunda) Kureyş’in kanını döktü, halk ona karşı öfkelidir. Eğer istiyorsan onu hilafetten uzaklaştırıp seni onun yerine geçirelim.”

İmam Hasan (a.s) cevabında şöyle buyurdular: “Allah’a andolsun ki, bu kesinlikle mümkün değildir. Ey Hattab'ın oğlu, adeta senin bugün veya yarın öldürüleceğini görüyorum ve Allah'ın seni yüzüstü yere vuracağı çok yakındır.”

Nasır şöyle diyor: “Allah’a andolsun ki, Ubeydullah aynı veya ertesi gün öldürüldü. İmam Hasan (a.s) o gün bir cenazeyle karşılaştı. Onun kim olduğunu sorunca; “Öldürülmüş olan Ubeydullah b. Ömer’in cenazesidir” dediler.[8]

9-     MUAVİYE’NİN GİZLİ AJANI

Ali b. Yunus şöyle diyor:

Muaviye gizli bir ajanını içinden çıkamadığı bir takım konuları kendisinden sorması için Hz. Ali (a.s)’ın yanına gönderdi. Ajan Hz. Ali’ye arzetti: “Ben sizin halktan biriyim.”

İmam (a.s); “Hayır, sen Muaviye tarafından şöyle bir memuriyet için gelmişsin” buyurdu.

O şahıs da itiraf etti. Sonra İmam (a.s); “Soruları bu iki oğlumdan birine sor” diye buyurdu.

İmam Hasan (a.s) onun sorusundan önce şöyle buyurdular: “Falan mesele hakkında soru sormaya geldin.”

İmam Hasan (a.s) onun, on meseleden fazla olan sorularını cevapladı.[9]

10- MEHDİ-Yİ MEV’UD (A.F)’DEN     HABER VERMESİ

Ebu Said-i Ukays’tan şöyle söylediği naklolunmuştur:

İmam Hasan (a.s) şöyle buyurdular:

“Biz Ehlibeyt imamlarından herkesin üzerinde zamanının tağutundan bir biat olacaktır (hepsi onların velayet ve hilafet haklarını gasbetecekler), ancak Hz. İsa (a.s)’ın gelip arkasında namaz kılacağı Kâim-i Âl-i Muhammed istisnadır. Allah O’nun doğumunu gizli kılacak ve kıyam zamanına kadar kimsenin O’nun üzerinde biati olmaması için varlığını gaipte muhafaza edecektir. O, kardeşim Hüseyin’in dokuzuncu göbekten torunudur. Allah-u Teala O’nun ömrünü gaybetiyle uzun kılacak. Daha sonra O’nu kendi kudretiyle, Allah’ın her şeye kadir olduğunu bilsinler diye kırk yaşının altında bir genç suretinde zahir edecektir.”[10]




[1] - Usul-u Kafi, c. 1, s. 302-303

[2] - Usul-u Kafi, c. 1, s. 463

[3] - Luhuf-u İbn-i Tavus, s. 25

[4] - İsbat’ul-Hudat, c. 5, s. 150

[5] - İsbat’ul-Hudat, c. 5, s. 151

[6] - İsbat’ul-Hudat, c. 5, s. 153

[7] - İsbat’ul-Hudat, c. 5, s. 157

[8] - Nasır b. Mezahim’in “Sıffın Vakıası” kitabı, s. 297

[9] - İsbat’ul-Hudat, c. 5, s. 162

[10] - Kemal’ud-Din, c. 1, s. 5, h. 2

index