الصفحة الماضیة

ric'atin mmkn oluşu ve delilleri

next

 

Ric'atin Mmkn Oluşu:

Ric'at, ba's ve cisman meadın bir eşididir; ancak ric'at, kıyametten önce dnyada vuku bulacak, vakti ve keyfiyeti belirli bir ba's(ölmden sonra diriliş)tır. Fakat şu var ki, insanların tm kıyamet gn hesaba ekilmek, ebedi hayatlarına başlamak iin dirileceklerdir ve kıyamet gnnn dehşeti ise ric'atten daha byk ve daha şaşırtıcıdır.

Ric'at ve mead birbirlerine benzeştikleri iin, meadın mmkn oluşuna getirilen deliller, ric'atin mmkn oluşu iin de getirilebilir (kıyamette öllerin dirilmeleri, nasıl mmkn ise, kıyametten önce ric'at de mmkndr) ve kıyamet gn yeni bir hayatın mmkn oluşunu itiraf etmek, dnya hayatında da ric'atin mmkn oluşunu itiraf etmeyi gerektirir. Şphesiz btn Mslmanlar kıyamet inancını usul-u dinden saymaktadırlar ve yine hepsi ric'atin mmkn oluşuna yakin etmektedirler.

Seyyid Murtaza diyor ki: İmamiyye'nin ric'at hakkında söylediklerinde, Mslmanlar arasında -hatta Allah'a inanan btn insanlar arasında bile- hibir ihtilaf yoktur; şphesiz Allah'ın buna gc yeter; ancak tartışma konusu, ric'atin kesinlikle vuku bulup bulmayacağıdır.

Öllerin ri'cat edebileceğine ancak tevhidi inancı olmayan muhalefet edebilir. Çnk Allah Teala varlıkları yok ettikten sonra tekrar var etmeye gc yeter; Allah'ın buna gc yettiğine göre onu istediği zaman var etmesi de mmkn olur.[1]

Alusi diyor ki: Ölmden sonra dirilişin ve dnyaya dönşn Allah Teala'nın gc dahilinde olduğu inkr edilemez; fakat tartışma konusu ric'atin vuku bulup bulmayacağıdır.[2]

Btn Mslmanlar Ric'atin mmkn olduğuna inandığı halde niin ric'atin vuku bulacağında şphe ediliyor ve bu olmayacak bir şey sanılıyor? Ve niin Ehlibeyt İmamları aleyhimusselam'dan ric'atin vuku bula-cağına dair sahih ve mtevatir hadislere dayanarak ric'ate inananlar kınanıyorlar?

Şeyh Muhammed Rıza Muzaffer diyor ki:

Ric'ati, olmayacak bir şey sanmamız, dnya yaşayı-şına alışmamızdan, ric'ati itiraf etmemizi veya inkr etmemizi gerektirecek sebep ve engellerini tanımama-mızdan kaynaklanır. Ric'ati, olmayacak bir şey sanmak, dnya yaşayışına alışmanın sonucu, "Çrmş-gitmiş, dağılıp yok olmuş kemikleri kim diriltir" diyenin zannına, sözne benzer. Halbuki ona "De ki: Onları ilk defa dzp koşan, meydana getiren diriltir ve O, her eşit yaratmayı bilendir"[3] cevabı verilmiştir.

Evet, bunun gibi tasdiki, yahut inkrı hususunda bizce akl bir delil bulunmayan şeylerde, vahy-i ilahi masdarın-dan gelen din naslara mracaatımız icap eder. Kur'an-ı Kerim'de bazı öllerin dnyaya ric'at ettiği sabittir; İsa aleyhisselam'ın öly diriltmesi gibi: "Kör ve alacalıyı iyileştiririm; Allah'ın izniyle ölleri diriltirim."[4] Ve yine, "Allah, bunu böyle öldkten sonra nasıl dirilte-cek? demişti. Allah da kendisini yz sene öldrp son-ra diriltti" buyruğu gibi.[5]

] [ : ] [

Ayrıca, zalimler işledikleri zulm, sitem ve gnah-lardan dolayı adaletin uygulanmasını ve hakkın gerekleş-mesini istemezler. Ric'at ise mazlumun zalimden hakkının almasıyla yeryznde ilahi adaletin gerekleşmesi ve hak zere olanların batıl zere olanlara galibiyeti iindir. İşte bu nedenle cahiliyet döneminin mstekbirleri, Resulullah sallallah'u aleyhi ve lih'in mucizelerini gözleriyle görmele-rine, kendilerine aık misaller verilmesi ve apaık deliller getirilmesine rağmen kıyameti ve ölmden sonra dirilişi inkr ediyorlardı. Çnk bu inancı kabul etmek, hak ve adaletin uygulanması iin yce ilahi divanda hesap verme-yi gerektiriyordu:

] [

"O gn, kendi dilleri, elleri ve ayakları, aleyhle-rinde yaptıklarına dair şahitlikte bulunacaklardır."[6]

 

Ric'atin Delilleri:

Hrr- Amili "el-İykaz-u min'el Hec'at'i bil Bur-han-i ala'r Ric'et" adlı kitabının ikinci bölmnde ric'at inancını onaylayan on iki delil getirmiştir. İmamiyye'nin ric'at iin istidlal ettiği en önemli deliller, muteber kitaplarda Resul-i Ekrem sallallah'u aleyhi ve lih'den ve Ehlibeyt İmamları aleyhimusselam'dan rivayet edilen ok sayıda mtevatir hadisler ve ric'atin varlığına icmasıdır; öyle ki, ric'at inancı, btn meşhur ulema ve yazarların yanında İmamiyye'nin zaruriyatından sayılmıştır. Nitekim bunu, ric'atin gemiş mmetlerde vuku bulduğuna veya gelecekte vuku bulacağına delalet eden Kur'an-ı Kerim'in aık nasslarıyle veya ayetlerin tefsiriyle ilgili rivayet edilen muteber hadislerle delillendirmişlerdir. Şimdi bu alanda beş delile değineceğiz; ilk önce Kur'an'dan delillerle başlıyoruz:

 

A- RİC'AT, GEÇMİŞ ÜMMETLERDE VUKU BULMUŞTUR:

Kur'an-ı Kerim, tevil ve yorum kabul etmeyecek aık ve net bir tabirle kesin olarak öldkleri ve dnyadan götkleri bilinen gemiş mmetlerden bir grubun dnya hayatına döndklerini bildiriyor. Eğer gemişte dnyaya dönlmşse neden gelecekte de dnyaya dönlmesin:

] [.

"Allah'ın önceden geenler hakkındaki kanunu budur. Allah'ın kanununda asla bir değişiklik bula-mazsın."[7]

Şeyh Saduk kendi senediyle Hasan b. Cehm'den, Me'mun'un, İmam Rıza aleyhisselam'a, "Ey Ebe'l Hasan! Ric'at hakkında görşnz nedir?" diye sorduğunda İmam aleyhisselam'ın şöyle buyurduğunu rivayet eder:

(( (): ɡ (): () (): . : ǿ (): )).

"Ric'at haktır; gemiş mmetlerde ric'at olmuştur ve Kur'an da bunu bildirmiştir. Resulullah (s.a.a) buyurmuştur ki: Gemiş mmetlerde vuku bulan her şeyin tıpkısı bu mmette de vuku bulacaktır. Evlatlarımdan olan Mehdi kıyam edince Meryem oğlu İsa yere inecek ve onun arkasında namaza duracaktır. Bilin ki İslam garip olarak başladı ve garip olarak da dönecektir; ne mutlu gariplere!" Ya Resulullah! Sonra ne olacak? diye soruldu-ğunda ise o hazret, "Sonra hak, ehline dönecektir", buyur-du."[8]

Aşağıdaki ayetlerde, gemiş mmetlerde öllerden bir grubunun dnyaya döndğn ve ric'atin vuku bulduğunu görmekteyiz:

 

İsrailoğulları'ndan Bir Grubun Dirilişi:

Allah Teala buyuruyor ki:

] [.

"Binlerce oldukları halde, ölm korkusundan dolayı yurtlarından ıkıp gidenleri görmedin mi? Allah onlara, "öln!" dedi (ödler). Sonra onları diriltti. Şphesiz Allah insanlara karşı ltufkardır. Lakin insanların oğu şkretmez."[9]

Bu ayet-i kerimenin tefsirindeki btn rivayetler onların uzun bir sre öldklerine, sonra Allah'ın onları dirilttiğine, böylece dnyaya dönerek uzun bir sre yaşadıklarına delalet etmektedir.

Şeyh Saduk der ki: Onların sayısı yetmiş bin hane idi. Her yıl taun hastalığına yakalanıyorlardı. Bu yzden zenginler maddi imkanları iyi olduğu iin diyarlarından ıkıyor, fakirler ise maddi imkanları zayıf olduğu iin diyarlarında kalıyordu. Bu nedenle, gö edenler taun hastalığına az yakalanıyor, gö etmeyenler ise bu hastalığa daha ok tutuluyorlardı. Dolayısıyla, diyarlarında kalanlar, eğer biz de diyarımızdan gö etseydik taun hastalığına yakalanmazdık, diyorlardı; gö edenler ise, eğer diyarımızdan gö etmeseydik biz de taun hastalığına yakalanırdık, diyorlardı.

Nihayet taun hastalığı gelince hep birlikte diyarla-rından ıkmaya karar verdiler ve bir denizin sahiline gö ettiler. Yklerini indirdiklerinde Allah onlara: "Öln" diye seslendi. Böylece hepsi öld. Sonuta yoldan geen biri onları kenara itti ve orada Allah'ın istediği bir sre kaldılar.

Sonra İsrailoğulları peygamberlerinden Ermiya[10] is-minde bir peygamber oradan geince şöyle dedi: Ey Rabb'im! Eğer dilersen onları diriltirsin; onlar da senin beldelerini bayındırlaştırır, kullarını dnyaya getirir ve sana ibadet edenle birlikte ibadet ederler. Bunun zerine Allah Teala ona, "Senin iin diriltmemi ister misin?" diye vahyetti. Peygamber, "Evet, isterim" cevabını verince Allah Teala onları dirilterek o peygamberle birlikte gönderdi. Dolayısıyla, onlar öldkten sonra dnyaya döndler ve sonra da kendi ecelleriyle öldler.[11]

İşte bu, ölmden sonra dnyaya dönştr. Hamran b. A'yen, İmam Bkır aleyhisselam'dan onların hakkında, "Acaba onlar dirildiler ve insanlar onları gördkten sonra yine aynı gn öldler mi, yoksa dnyaya dönerek evlerinde oturdular, yemek yediler ve kadınlarla evlendiler mi?" diye sordu. İmam şöle buyurdu:

(( ѡ )).

"Allah onları dnyaya döndrd; onlar evlerinde oturdular, yemek yediler, kadınlarla evlendiler ve dnyada Allah'ın istediği kadar yaşadılar; daha sonra kendi ecelleriyle öldler."[12]

 

Uzeyr b. Ermiya'nın Dirilişi:

Allah Teala buyuruyor ki:

] [.

"Yahut görmedin mi o kimseyi ki, evlerinin duvar-ları atıları zerine ökmş (alt st olmuş) bir kasabaya uğradı; "ölmden sonra Allah bunları nasıl diriltir acaba" dedi. Bunun zerine Allah onu öldrp yz sene bıraktı; sonra tekrar diriltti. Ne kadar kaldın? dedi. "Bir gn yahut daha az dedi. Allah ona: Hayır, yz sene kaldın. Yiyeceğine ve ieceğine bak, henz bozulmamıştır. Eşeğine de bak. Seni insanlara ibret kılalım diye (yz sene öl tuttuk, sonra tekrar dirilttik). Şimdi sen kemiklere bak, onları nasıl dzenliyor, sonra ona nasıl et giydiriyoruz, dedi. Durum kendisince anlaşılınca: şimdi iyice biliyorum ki, Allah her şeye kadirdir, dedi."[13]

Yıkık bir kasabaya uğrayan bu kişinin kim olduğu konusunda farklı rivayetler ve tefsirler vardır. Ancak onun yz sene öl olarak kaldığı ve yz sene sonra dnyaya dönerek yaşadığı ve sonra da kendi eceliyle öldğnde ittifak edilmiştir; bu da dnya hayatına bir dönştr.

Tabersi der ki: Bu yıkık kasabaya uğrayan Uzeyr'dir; Ebu Abdullah (İmam Sadık) aleyhisselam'dan nakledilen rivayet de bu doğrultudadır. İmam Bkır aleyhisselam'dan nakledilen rivayete göre de bu adam Ermiya'dır.[14]

Ayyaş, kendi senediyle İbrahim b. Muhammed'den şöyle rivayet eder: İlim ehli bir grup, harici olan İbn-i Kevva'nın Hz. Ali'ye, "Ey mminlerin emiri! Dnya ehli arasında babasından byk ocuk var mıdır?" diye sorduğunu ve o hazretin şöyle buyurduğunu rivayet eder:

](( ѡ ɡ ѡ ѡ :
] [ ǡ )).

"Evet; onlar Uzeyr'in ocuklarıdır. Uzeyr, tarlasından gelince yıkılmış bir kasabadan geiyordu, bir eşeği, iinde incir olan bir tulumu ve iinde meyve şırası olan bir de testi vardı; bu halde yıkılmış kasabadan geerken (kasa-banın halini görnce) "Ölmden sonra Allah bunları nasıl diriltir acaba?!" dedi. Derken Allah Teala onu yz yıl öldrd. Sonra ocukları oğaldı ve nesli arttı. Sonra Allah Teala onu öldrdğ yerde dirilterek dnyaya dön-drd; işte o ocuklar babalarından bykt."[15]

 

Hz. Musa'nın Kavminden Yetmiş Kişinin Dirilişi

Allah Teala buyuruyor ki:

] * [.

"Bir zamanlar: Ey Musa! Biz Allah'ı aıka gör-medike asla sana inanmayız, demiştiniz de bakıp durur olduğunuz halde hemen sizi yıldırım arpmıştı. Sonra ölmnzn ardından sizi dirilttik ki şkre-desiniz."[16]

Bu iki ayet Hz. Musa aleyhisselam'ın kavminden Allah'la görşmek iin seilenlerden bahsediyor. Onlar Allah Teala'nın buyruğunu duyunca, "Allah'ı aıka görmedike inanmayız" dediler ve bu zulmlerinden dolayı yıldırım arptı ve öldler. Musa aleyhisselam'ın, "Ey Rabb'im! İsrailoğulları'na döndğmde onlara ne diyeyim" diye arzetmesi zerine Allah Teala onları diriltti. Böylece onlar dnyaya döndler, yediler, itiler kadınlarla evlendiler ve ocukları oldu; daha sonra kendi ecelleriyle öldler.[17]

Bu da İsrailoğulları'ndan yetmiş kişinin ölmnden sonra tekrar dirilişi ve dnyaya dönşdr; Allah Teala buyuruyor ki:

] [.

"Musa tayin ettiğimiz vakitte kavminden yetmiş adam seti. Onları o mthiş deprem yakalayınca Musa dedi ki: Ey Rabb'im! Dileseydin onları da beni de daha önce helak ederdin. İimizden bir takım beyinsizlerin işlediği (gnah) yznden hepimizi helak mı edecek-sin?"[18]

 

Hz. İsa Aleyhisselam'ın Ölleri Diriltişi:

Allah Teala, Kur'an-ı Kerim'de Hz. İsa'nın ölleri diriltişiyle ilgili olarak birka yerde Hz. İsa'ya hitaben, "Ve ölleri benim iznimle (hayata) ıkarıyordun."[19] buyuruyor ve başka bir rivayette Hz. İsa'dan naklen, "Allah'ın izniyle ölleri diriltirim."[20] buyuruyor.

Hz. İsa aleyhisselam'ın Allah'ın izniyle dirilttiği bazı öller dnyaya dönp bir sre yaşadıktan sonra kendi ecelleriyle ölmşlerdir.[21]

 

Ashab-ı Kehf'in Dirilişi:

Ashab-ı Kehf, Allah'a iman etmelerine rağmen putlara tapan, putları ağıran ve kendisine karşı ıkanları öldren sultanlarının korkusundan imanlarını gizleyen bir gruptur. Sonra onlar toplanarak Allah'a iman ettiklerini bazılarına bildirdiler ve mağaraya sığındılar:

] [

"Onlar mağaralarında yz yıl ve buna ilaveten dokuz yıl kalmışlardır."[22] Sonra Allah onları diriltti de birbirlerini soruştursunlar diye dnyaya döndler; onların kıssası meşhurdur.

Birisi, Allah Teala'nın, "Kendileri uykuda oldukları halde sen onları uyanık sanırdın"[23] buyruğu gereğince, "Ashab-ı Kehf öl değildi" şeklinde itiraz edecek olursa onlara şu cevabı veririz: Ayetin Arapa'sında geen "Rukud" kelimesi ölm anlamına gelir. Allah Teala buyuruyor ki:

] * [

"Nihayet Sr'a frlecek. Bir de bakarsın ki onlar kabirlerinden kalkıp koşarak Rablerine giderler. (işte o zaman) Eyvah, eyvah! Bizi kabrimizden kim kaldırdı? Bu, Rahman'ın vahyettiğidir. Peygamberler gerekten doğru söylemişler! derler."[24] Bunun örnekleri oktur.[25]

Yusuf b. Yahya Mukaddesi-i Şafii, "Ikd'ud Durer" adlı kitapta Ashab-ı Kehf kıssasının tefsirinde Sa'lebi'den şöyle rivayet ediyor: Arkadaşlarıyla ahir zamanda Mehdi'nin kıyamına kadar yan ste yatıştılar. Deniliyor ki: Mehdi onlara selam verecek, sonra Allah onları diriltecek-tir."[26] Bu da Ashab-ı Kehf'in ahir zamanda ric'atini (dnya-ya döneceğini) göstermektedir.

 

İsrailoğulları'ndan Öldrlen Bir Kişinin Dirilişi

Mfessirler şöyle rivayet ederler: İsrailoğulları'ndan biri, zengin bir akrabasının mirasına konmak iin onu öldrd ve onu öldrdğn diğerlerinden gizledi. Yahudiler ise onun katilini tanımak istiyorlardı. İşte bu nedenle Allah Teala öldrlen kişinin dirilerek katilini tanıtması iin bir inek kesmelerini ve onun bir parasıyla öl cesede vurmalarını emretti. İsrailoğulları bir sre tartıştıktan sonra ineği kestiler ve onun bir parasıyla öldrlen kişinin cesedine vurdular. Böylece maktul dirildi, damarlarından kan fışkırdı ve katilini tanıttı. Allah Teala buyuruyor ki:

] [

 "Bunun iin de: Ona (öl cesede, kestiğiniz ineğin) bir parasıyla vurun, demiştik. Böylece, Allah ölleri diriltir ve size ayetlerini gösterir; belki dşnesiniz."[27]

 

Hz. İbrahim'in (aleyhisselam) Allah'ın İzniyle Kuşları Diriltişi:

Mfessirler şöyle kaydederler: Hz. İbrahim aleyhis-selam, yırtıcı hayvanların kokuşmuş bir leşi paraladık-larını, kara ve deniz hayvanlarının onu yediklerini görnce şöyle dedi: "Ya Rabb'i! Senin, bu leşi yırtıcı hayvanların, kuşların ve karada yaşayan hayvanların midesinde topla-dığını gördm; onu nasıl dirilteceğini bana göster ki gözlerimle göreyim." Bu alanda Allah Teala şöyle buyuruyor:

] [.

"İbrahim de bir zaman: Rabb'im! Ölleri nasıl dirilteceğini bana göster! demişti. (Allah); inanmadın mı? dedi, (İbrahim): Hayır (inandım), fakat kalbim kuvvet bulsun diye (görmek istiyorum) dedi. O halde kuşlardan dördn tut, onları kendine ek, sonra (kesip) her dağın başına ondan birer para koy. Sonra onları kendine ağır; koşarak sana gelecekler. Bil ki, Allah daima gaalib ve hikmet sahibidir, dedi."[28]

Hz. İbrahim aleyhisselam, dört ayrı kuşu (rivayete göre tavus, gvercin, karga ve horozu) tutarak kesti ve bunların tylerini kanlarına karıştırdı. Onları on paraya ayırarak her birini bir dağın başına bıraktıktı. Sonra gagalarından tutarak onları Allah'ın adıyla ağırdı. Bunun zerine kuşlar koşarak Hz. İbrahim'e geldiler. Böylece her bir kuşun eti ve kemiği ayrı ayrı toplandı ve Hz. İbrahim'in (aleyhisselam) gözleri önnde dirildiler."[29]

 

Zulkarneyn'in Dirilişi:

Zulkarneyn hususunda ihtilaf edilmiştir. Bir rivayete göre Zulkarneyn Allah tararından gönderilmiş olan bir peygamberdir ve Allah Teala onun vasıtasıyla yeryzn fethetmiştir. Mucahid ve Abdullah b. Ömer'den nakledilen rivayet bunu destekliyor. Başka bir rivayete göre ise Zulkarneyn adil bir hkmdardır.

Ebu Tufeyl kendi senediyle Emirulmminin Ali b. Ebutalib'ten şöyle rivayet eder:

(( ʡ ʡ )).

"Zulkarneyn, Allah'ı seven ve Allah'ın da kendisini sevdiği, insanları Allah'a davet eden ve Allah'ın da hayrını dilediği salih bir kuldur. Kendi kavmini Allah'tan sakınmaya davet etmiş, kavmi de başının bir tarafına vurarak onu öldrmşt. Daha sonra Allah onu diriltmiş ve yine insanları Allah'a davet etmiş; ama bu kez de kavmi başının diğer tarafına vurarak onu öldrmş ve böylece 'Zulkarneyn' olarak adlandırılmıştır."[30]

İmam aleyhisselam daha sonra, "Sizin aranızda da onun gibi birisi vardır" buyurdu.[31] Bu sözle İmam aleyhisselam kendisini kastetmektedir.[32]

Ali b. İbrahim'in İmam Sadık aleyhisselam'dan naklet-tiği rivayet şöyledir:

(( ߡ ѡ ߡ )).

"Allah, Zulkarneyn'i kendi kavmine gönderdi. Kavmi onun başının sağ tarafına vurunca Allah onu beş yz sene öldrd. Bu sreden sonra tekrar onu kavmine gönderdi. Bu defasında da başının sol tarafına vurdular. Tekrar Allah onu beş yz sene öldrd. Sonra Allah onu tekrar kavmine gönderdi ve onu gneşin doğduğu yerden battığı yere kadar yeryznn doğusuna ve batısına hkmdar etti."[33]

 

Hz. Eyyub'un Ailesinin Dirilişi:

Allah Teala buyuruyor ki:

] [.

"... Ona (Eyyub'a) ailesini ve onlarla beraber bir katını daha verdik."

İbn-i Abbas ve İbn-i Mes'ud der ki: Allah Teala, Eyyub'a ailesini ve hayvanlarını geri verdi ve ona onlarla birlikte bir katını da fazladan bağışladı.

İmam Sadık aleyhisselam'dan nakledilen bu rivayeti Hasan, Katade ve Ka'b da vurgulamıştır.[34]

Btn bu olaylar, gemiş mmetlerde ölmden sonra tekrar dnya hayatına dönldğn göstermektedir. Çeşitli dönemlerde, farklı mekanlarda ve farklı amalarla ilerinde peygamberler, peygamberlerin vasileri ve sıradan halkın bulunduğu bazı kişiler dnyaya dönmşlerdir. Ve bu da öllerin ölmden sonra dnya hayatına dönmelerinin imkansız olmadığını ortaya koymaktadır; bunda hibir tartışmaya yer yoktur.

Burada şunu sormamız gerekiyor: Gelecekte ric'ati (ölmden sonra dnyaya dönş) engelleyecek sebep nedir? Gemişte ric'ati gerektiren bazı nedenler vardı; gelecekte ric'ati gerekli kılacak btn bu nedenler daha önemli bir nedenin söz konusu olamaz mı?! Oysa ric'at, canilerin ve zalimlerin kirlettiği, tahamml edilmez oranda zulm ve haksızlıkla doldurduğu yeryznde hakkın uygulanması ve adaletin yerini bulması doğrultusunda peygamberlerin hedefi ve elilerin vaad ettiği azabın gerekleşmesidir:

] [

 "Andolsun Tevrat'tan sonra Zebur'da da: Yeryzne muhakkak iyi kullarım varis olacak (bu yer onların eline geecek) diye yazmıştık."[35] Allah Teala buyuruyor ki:

] [.

"O halde Allah emrini getirinceye kadar gözetleyin (başınıza gelecekleri göreceksiniz)!"[36]

Peygamber efendimizden rivayet edilen aşağıdaki hadis de gemiş mmetlerde olduğu gibi gelecekte de ric'atin gerekleşeceği delilini glendiriyor:

(( )) : () (()).

"Sizden öncekilerin gidişatını karış-karış, adım-adım izleyeceksiniz; kertenkelenin deliğinde de olsanız onu izleyeceksiniz." Dediler ki, "Yahudiler ve Hıristiyanların gidişatını mı izleyeceğiz?" Peygamber efendimiz, "Ya kimin?" buyurdu."[37]

 

B- RİC'ATİN KIYAMETTEN ÖNCE GERÇEKLEŞECEĞİNİ VURGULAYAN AYETLER:

] * * [ : ] [.

"O söz, başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir dabbe (canlı) ıkarırız; o onlara insanların, ayetleri-mize itenlikle inanmadıklarını söyler. O gn her mmetten ayetlerimizi yalanlayanlardan bir cemaat haşrederiz. Onlar (btn inkarcılar) hep bir araya getirilip tutuklanarak (ilahi huzura) sevk edilirler. Geldikleri zaman (Allah) der: Ayetlerimi anlamadı-ğınız halde yalanladınız mı? Yoksa ne yaptınız?..."[38] "...Sr'a frldğ gn göklerde ve yerde bulunan kimseler, hep korku iinde kalır. Yalnız Allah'ın diledikleri (korkmazlar). Hepsi boyun bkerek O'na gelirler."[39]

Bu ayetlerin akışına ve bunların tefsiriyle ilgili söyle-nenlere dikkat eden birisi, bu ayetlerin önemli olayın vuku bulacağını bildirdiğini ve btn bu olayların kıyamette gerekleşecek nişaneler olduğunu görr:

1- Dabbet-ul Arz'ın ıkışı: "Onlara yerden bir Dab-be ıkarırız."

2- Özel Haşır: "O gn her mmetten ayetlerimizi yalanlayanlardan bir cemaat haşrederiz."

3- Diriliş iin Sr'a frlş: "Sr'a frldğ gn... Hepsi boyun bkerek O'na gelirler."

Şimdi bu ayetlerin aıka ric'at inancına nasıl delalet ettiğine değineceğiz:

Btn mfessirlere göre birinci ayet kıyametten önceki olaylara işaret etmektedir. İbn-i Merduye'nin Ebu Hureyre'den tahri ettiği rivayet de buna delalet eder. Bu rivayette Resulullah sallallah'u aleyhi ve lih'in şöyle buyur-duğu kaydedilmiştir:

(( )).

"Kıyametin alametleri Deccal, Dabbet-ul Arz, Ye'cuc ve Me'cuc, duman ve gneşin batıdan doğmasıdır."[40]

Beğavi, Mslim kanalıyla Abdullah b. Amr'dan şöyle rivayet eder: Resulullah sallallah'u aleyhi ve lih'in şöyle buyurduğunu duydum:

(( ǡ )).

"Kıyametin alametlerinden birincisi gneşin batından doğuşu ve kuşluk vaktinde Dabbet-ul Arz'ın ıkışıdır."[41]

 

Dabbet-ul Arz Nedir?

Dabbe, lgatte insan ve hayvan gibi yeryznde hareket eden her canlıya denir. Allah Teala buyuruyor ki:

] [ : ] [.

"Yeryznde hibir dabbe (canlı) yoktur ki, rızkı Allah'a aid olmasın."[42] Ve yine buyuruyor ki: "Eğer Allah, insanları, yaptıkları (her) haksızlıkla cezalandır-saydı, yeryznde tek dabbe (canlı) bırakmazdı."[43]

Fakat Kur'an-ı Kerim'in bazı ayetlerinde "Dabbe" tabiri sadece insan iin kullanılmıştır. Örneğin: "Allah katında dabbelerin (insanların) en köts, dşnme-yen sağırlar ve dilsizlerdir."[44] Bazı ayetlerde ise bu tabir diğer canlılar iin kullanılmıştır. Örneğin: "Dabbeler (canlılar) ve insanlardan bir oğu"[45] ve "İnsanlardan ve dabbeler (canlılar)dan"[46]

"Dabbe" tabiri, "yerden bir dabbe..." ayetinde belirsiz olarak kullanılmıştır. Kur'an-ı Kerim "Dabbe"nin insanlarla konuştuğunu belirtmiştir. Fakat onun diğer sıfat ve özellikleri, keyfiyeti ve ıkış yeri mphem olup bilinmemektedir ve bunlar ancak gelecekte bilinecektir.

Bu ayetin tefsiriyle ilgili bir ok rivayet vardır. Kur'an-ı Kerim bunlardan hi birine delalet etmez. Bu konuda eğer Resulullah sallallah'u aleyhi ve lih'ten ve Ehlibeyt İmamları aleyhimusselam'dan nakledilen sahih bir rivayet varsa kabul edilir; aksi durumda onlara itina edilmez. Bu rivayetlerin ieriğini iki noktada özetle-yebiliriz:

1- Bu rivayetlerden bir bölm şöyledir: Dabbe yaşıyor, hi kimse tarafından tanınmıyor, insan trnden değildir ve korkun bir şekli vardır. Saı ve kılı var. Btn renklerden oluşmuş olup dört ayağı var. Bulutlara ulaşan uzunca bir boynu var. Doğuda olan batıda olan gibi onu görr, ahir zamanda hacılar Mina'ya ıktığı akşam Sefa dağından ve bir rivayete göre de Teşrik gnleri Ciyad dağından ıkacaktır. Ona ulaşmak isteyen ulaşamaz, kaan ondan kurtulamaz, insanlara iman ve kfrden bahseder. Mminin iki kaşının ortasına alamet bırakır ve "mmindir" yazar. Kafirin iki kaşının ortasına alamet bırakır ve "kafirdir" yazar.

2- İkinci grup rivayetlerde ise şöyle geer: Dabbet-ul Arz'ın yz insan yz gibi, gövdesi ise kuş gövdesi gibidir. O, fasih Arapa'yla bağırabildiğince "İnsanlar, ayetlerimize itenlikle inanmıyorlardı..." (Neml, 82) diye haykırır. Onun yanında Musa'nın asası ve Sleyman'ın yzğ vardır. Bu ikisiyle mminlerle kafirleri birbirinden ayırır. Mminin yzne yzkle bir nokta vurur; böylece mminin yznde beyaz bir nokta oluşur ve bu beyaz nokta onun yzn tamamen aydınlatacak kadar yayılır. Asayla kafirin burnunu mhrler; böylece kafirin yznde siyah bir nokta oluşur ve o nokta kafirin yzn tamamen siyahlaştıracak kadar yayılır.[47]

Bazı rivayetlerde bu ayetteki "Dabbet-ul Arz"dan maksadın Emirulmminin Ali b. Ebutalib olduğu vurgulanmaktadır. Sfyan b. Uyeyne kendi senediyle Cabir b. Yezid-i Cu'fi'den "Dabbet-ul arz"ın Ali b. Ebutalib olduğunu rivayet eder.[48]

Şeyh Kuleyni kendi senediyle İmam Muhammed Bkır aleyhisselam'dan şöyle nakleder:

(( (): )).

Emirulmminin (Ali) buyurmuştur ki: "(Dşmana) ard-arda saldıran, devletlerin devletinin sahibi benim. Asa ve kızgın demir sahibi ve insanlarla konuşan Dabbe benim."[49]

Şeyh Ali b. İbrahim kendi senediyle İmam Sadık aleyhisselam'dan şöyle nakletmiştir:

(( ѡ . : : ] [

: ǡ () : ѡ : . : ǡ )).

"Biri Ammar b. Yasir'e, ey Ammar! Allah'ın Kitabın-daki bir ayet huzurumu kaırdı ve beni şpheye dşrd, dedi. Ammar, hangi ayet? diye sordu. Adam, "O söz, başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir Dabbe (canlı) ıkarırız; o onlara insanların, ayetlerimize itenlikle inanmadıklarını söyler" ayetidir; ayetteki Dabbet-ul arz nedir? dedi.

Ammar, Allah'a andolsun onu sana gösterinceye kadar oturmayacağım, yemeyeceğim ve imeyeceğim, dedi ve o adamla birlikte Emirulmminin Ali'nin evine gitti. O sırada Hz. Ali hurma ve tereyağı yiyordu. Ammar'ı görn-ce, buyur, dedi. Ammar da oturarak o hazretle birlikte yemeye başladı. Adam bunun görnce şaşırdı. Ammar kalkınca adam, Sphanellah! Ey Ammar! Sen, onu (dabbeyi) bana gösterinceye kadar yemeyeceğine, imeyeceğine ve oturmayacağına dair yemin etmiştin, dedi. Bunun zerine Ammar, eğer aklını alıştırırsan onu sana gösterdim, cevabını verdi."[50]

Yine İmam Sadık aleyhisselam'dan şöyle rivayet edil-miştir:

(( () () ϡ : .

: : ɡ : ] [ )).

"Resulullah salallahu aleyhi ve alih, Ali aleyhisselam'ın mescitte bir miktar kum toplayarak başını onun zerine bırakıp uyuduğunu görnce eliyle Ali aleyhisselam'ı hareket ettirerek, "Kalk ey Dabbet-ul Arz" dedi.

Ashaptan bir kişi, Ya Resulullah! Birbirimize bu ismi bırakalım mı?' diye sordu. O hazret, Hayır! Bu isim Ali'ye hastır. Ali, Allah'ın Kur'an'da, "O söz, başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir Dabbe (canlı) ıkarırız..." şeklinde andığı Dabbe'dir' buyurdu.[51]

Esbağ b. Nebate'den şöyle nakledilir: Emirulmminin Ali aleyhisselam'ın huzuruna ıktım. O sırada ekmek, sirke ve zeytin yağı yiyordu. Ben, ey Emirulmminin! Allah Teala "O söz, başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir Dabbe (canlı) ıkarırız..." buyuruyor; bu ayetteki "Dabbe" nedir? diye sordum. Hz. Ali, "O, ekmek, sirke ve zeytin yağı yiyen bir canlıdır" cevabını verdi.[52]

Ebu'l Feth-i Rz kendi tefsirinde der ki: Ashap kanalıyla elimize ulaşan rivayetler gereğince "Dabbet-ul Arz", zamanın sahibi Mehdi'ye işarettir.

Bu hadise ve önceki hadislere dikkat ettiğimizde, "Dabbet-ul Arz" kelimesinden, ahir zamanda dnyaya dönecek, hakla batılı ve mminle kafiri birbirinden ayıracak, Allah'ın azamet ve yceliğinin nişanelerinden birisi olan herhangi byk bir imamla bağdaşacak daha geniş bir anlam ıkarılabileceğini görmekteyiz.

Geen rivayetlerdeki, "Dabbe"nin, kuvvet ve mucizenin göstergesi olan Musa'nın asasına ve ilahi hkmetin göstergesi olan Sleyman'ın yzğne sahip olduğunun vurgulanması, onun, insanlara ayet ve nişane olacak yce ilahi gce sahip bir insan olduğunu göstermektedir; ayrıca ayetteki "onlarla konuşur" tabiri de onun bir insan olduğunu onaylamaktadır.

 

Özel Haşır (Diriliş):

Allah Teala buyuruyor ki:

] [.

"O gn her mmetten ayetlerimizi yalanlayanlar-dan bir cemaat haşrederiz."

Daha önce de dedik ki mfessirlerin de ittifak ettiği gibi "O söz, başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir Dabbe (canlı) ıkarırız..." ayeti, kıyamet gnnden önce vuku bulacak olaylarla ilgilidir. Ayetlerin akışı ve tertibi dışında "O gn her mmetten ayetlerimizi yalanla-yanlardan bir cemaat haşrederiz" şeklindeki özel haşır ayeti de bunu tamamlamakta ve olayların zaman zincirle-mesi aısından bununla bağlantı ierisindedir. Özel haşır ayeti, kıyametin iki alameti olan Dabbe ve frlş ala-metleri arasında yer almıştır.

] ... [.

"Sr'a frldğ gn" ayeti, özel haşrın kıyametten önce vuku bulacağına ve özel haşrın da kıyametin alamet-lerinden biri olduğuna delalet etmektedir. Allah Teala genel haşır hakkında, "frlşten sonra diriliş" tabirini kullanmıştır. "Göklerde ve yerde bulunan kimseler hep korku iinde kalır... Hepsi boyun bkerek O'na gelirler." Yine burada iki haşır vardır: Biri, her mmetten bir grubun toplanacağı haşırdır ki bu ric'at (ölmden sonra dnyaya dönş)tr, diğeri ise btn insanları kapsayan haşırdır ki bu da kıyamet gnn bildirir. Kıyametten sonra başka bir haşır daha olmadığında ittifak edil-diğinden, bu haşrın kıyametten önce olacağı anlaşılmak-tadır.

Başka bir tabirle, özel haşrın kıyamet gn olmadığının delili, bu ayetin, her mmetten Allah'ın ayetlerini yalanlayan bir grubun haşredileceğine delalet etmesidir. "Her mmetten" ayetinin Arapa'sında geen "min" kelimesi "bazılarını" ve "bir kısmını" anlamını verir ve bu ise istisnaya delalet eder; oysa Kur'an-ı Kerim'in bir ok ayetinde kıyamette haşrın özel bir kavme ve belli bir cemaate has olmadığı, bu haşr ve dirilişin herkesi kapsayacağı vurgulanmıştır: "Hepsini haşredeceğimiz gn..."[53] İşte bu ayette hibir istisna yoktur ve herkesin dirileceği vurgulanmaktadır. Dolayısıyla, her mmetten bir grubun dirilmesi, yeryznde hayatın tamamen son bulacağı kıyamet gnnn olaylarından değildir. Yukarıda söylediklerimizden, kaydettiğimiz ikinci ayetin kıyametten önce de bir dirilişin olacağının aık bir delilidir.

Ayrıca bu ayet, İmamiyye Şiası'nın kfr veya imanlarında direnen belli bir grubun ric'at ederek kıya-metten önce dnyaya döneceği hususundaki inancını desteklemektedir. Fakat bu dönşn özellikleri, keyfiyeti ve bu dönşte vuku bulacak olaylar hakkında Kur'an-ı kerim bahsetmemiştir; bu dönşn ayrıntıları hadislerde kaydedilmiştir. Bu konudaki sahih hadisler ric'ati kabul etmeyi ve inanmayı gerektirmektedir.[54]

 

Ehlibeyt İmamlarının İstidlali:

Ehlibeyt İmamları aleyhimusselam bu ayetle ric'at inancının doğruluğuna delil getirmişlerdir. Ebu Basir, İmam Muhammed Bkır aleyhisselam'ın, "Iraklılar ric'ati inkar mı ediyorlar?" diye sorduğunu ve kendisinin, "Evet" demesi zerine İmam'ın, "Kur'an-ı Kerim'in "O gn her mmetten bir grubu haşredeceğiz" buyurduğunu oku-mamışlar mı?!" buyurduğunu rivayet eder.[55]

Ali b. İbrahim kendi tefsirinde, Hammad'dan sene-diyle İmam Sadık aleyhisselam'ın şöyle buyurduğunu nakleder: "İnsanlar "O gn her mmetten bir grubu haşrederiz" ayeti hakkında ne diyorlar?" diye sordu. Ben, bu haşrın kıyamette olacağını söylyorlar dedim.

Bunun zerine İmam aleyhisselam buyurdu ki:

(( ɡ :] [ )).

"Öyle değil; bu ayet (kıyametten önce) dnyaya dönş hakkındadır; Allah kıyamette bir grubu haşredip diğer-lerini bırakacak mı? Kıyamet ayeti şudur: "O gn ... onları(n hepsini) haşredeceğiz, hi birini bırakma-yacağız."[56]

 

Şia'nın İleri Gelenlerinin İstidlali:

Şia uleması ve mfessirlerinden bir grubu da bu ayetle, kıyametten önce öllerin dnya hayatına döne-ceğine delil getirmişlerdir. Şeyh Mufid der ki: Allah Teala Muhammed'in -Allah'ın rahmetin onun ve Ehlibeyti'nin özerine olsun- mmetinden bir grubu ölmlerinden sonra kıyamet gnnden önce diriltecektir; bu görş Hz. Muhammed'in Ehlibeyti'ne (aleyhimusselam) hastır. Allah Teala Kur'an-ı Kerim'de byk haşrı kıyamet gn olarak tanıtmıştır:

] [

"O gn ... onları(n hepsini) haşredeceğiz, hi birini bırakmayacağız."[57] Kıyamet gnnden önceki ric'at haş-riyle ilgili olarak da şöyle buyuruyor:

] [.

"O gn her mmetten ayetlerimizi yalanlayan-lardan bir cemaat haşrederiz."[58]

Şeyh Tabersi der ki: İmamiyye, bu ayetle ric'atin doğruluğuna delil getirerek şöyle demiştir: Ayetin Arapa'sındaki "min" edatı teb'ize (bir gruba) delalet eder ve bu da ayette işaret edilen o gnde insanlardan sadece bir grubun haşredileceğini gösterir. İnsanlardan sadece bir grubun haşredilmesi ise Allah Teala'nın, "O gn ... onları(n hepsini) haşredeceğiz, hi birini bırakma-yacağız" şeklinde tanıttığı kıyametin özelliklerinden değildir.

Ehlibeyt İmamları aleyhimusselam'dan nakledilen riva-yetlerde şu gerek vurgulanmaktadır: Hz. Mehdi (a.f) kıyam edince Allah Teala, Hz. Mehdi aleyhisselam'a yardım etmenin sevabına ulaşmaları iin onun ölmş dostlarından ve şiilerinden bir grubu diriltecek ve onlar Hz. Mehdi'nin evrensel hkmetinin kurulmasıyla sevineceklerdir. Ve yine Allah Teala, Hz. Mehdi aleyhisselam'ın dşmanlarından da bir grubu, şiileri tarafından öldrlerek onlardan intikam alınması ve böylece hakkettikleri azabın bir kısmını dnyada görmeleri ve onun söznn yceliğini görerek har ve zelil olmaları iin dnyaya geri döndrecektir. Aklı selim birisi, bunun imkansız olmadığında ve Allah'ın buna gc yeteceğinde şphe etmez; Allah Teala bunu gemiş mmetlerde de yapmış ve Kur'an-ı Kerim Hz. Uzeyr'in kıssası gibi birka yerde bunlardan bahsetmiştir. Peygamber efendimiz de bir hadisinde bunu şöyle doğrulamıştır:

(( )).

"İsrailoğullarında vuku bulan olayların tıpkısı yakın-da benim mmetimde de vuku bulacaktır; hatta onlardan birisi kertenkelenin deliğine girse siz de oraya girecek-siniz"[59]

 

Mfessirlerin Görş:

İmamiyye (Caferi) mfessirleri dışındaki diğer mfes-sirlerin oğu bu ayet zerinde fazla durmadan abuk gemiş ve meseleyi birka kelimede geiştirmişlerdir; onların görşn iki noktada özetleyebiliriz:

1- Bu ayet kıyamet gnn bildirmektedir,[60] kıyamet gnnn bazı özelliklerini aıkladıktan sonra kısaca yalan-layanların durumunu beyan etmektedir.[61]

2- Bu, kıyametten sonra vuku bulacak olaylardandır,[62] bu dirilişten maksat, herkesi kapsayan genel dirilişten sonra yeniden azap iin diriliştir;[63] yani, dirilişten sonraki diriliştir.

Bunların hi birinin bilimsel bir dayanağı yoktur; daha önce dediğimiz gibi ayetlerin sıralanışı ve birbirleriyle bağlantısı bu görşleri reddetmektedir. Çnk birinci haşr=dirilişi kıyamet gnne tefsir etmek Allah Teala hakkında elişki oluşturmaktadır; Allah Teala bir yerde, o gn her mmetten bir grubu haşrederiz, buyurmuşken, nasıl başka bir yerde de, kıyamet gn insanların hepsini haşredeceğiz, buyurabilir?

İbn-i Şehraşub der ki: Allah Teala'nın kıyamet gn btn insanları dirilteceğinde ihtilaf yoktur; belli bir grubun dirilişi ise kıyametten başka bir gn olacaktır.[64]

Allame Tabatabai der ki: Eğer maksat, azap iin diriliş olsaydı, belirsizlik olmaması iin hedefin de aıklanması gerekirdi. Nitekim, "Allah'ın dşmanları ateşe srl-dkleri gn toplanıp bir araya getirilirler. Nihayet oraya vardıklarında..."[65] ayetinde hedef belirtilmiştir. Oysa bu ayetten sonra da kınama ve ayırma hkm vardır ve azaptan bahsedilmemektedir; gördğnz gibi ayet mutlaktır ve söylenen bu özel haşrın kastedildiğine hibir işaret yoktur. Ve azaba veya ateşe veya başka bir şeye vardıklarında şeklinde buyurmayıp, "Nihayet oraya vardıklarında" şeklindeki sonraki ayet bu mutlak ifadeyi daha da genişletmektedir.

Yine bu ayet (O gn her mmetten ayetlerimizi yalanlayanlardan bir cemaat haşrederiz) ve bundan sonraki iki ayetin, kıyametten önce vuku bulacak nişanelerden olan, yeryznde Dabbe'nin ıkışı kıssa-sından sonra ve "Sr'a frldğ gn" ayetinden başlayıp kıyamet gnnn olaylarını tavsif eden diğer ayetlerden önce yer alması da bu ayetten maksadın, kıyamet gnndeki dirilişin olmadığını desteklemektedir. Kıyamet gnnn olaylarından birisinin, kıyametten önce vuku bulacak olaylardan önce zikredilmesi anlamsızdır. Eğer her mmetten bir grubun dirilişi kıyamet gnnn olaylarından olsaydı, olaylar sırayla vuku bulacağı iin, Sr'a frlş ve insanların boyun bkerek Allah'a gelişinden sonra zikredilmesi gerekirdi.

İşte bu nedenle bu ayeti kıyamette diriliş olarak tefsir eden bazı mfessirler de durumu fark ederek şöyle demişlerdir: "Bu olayın (bir grubun dirilişi), Sr'a frlşten ve kıyametten önce zikredilişi, bunların her birinin (Sr'a frlş ve her mmetten bir grubun dirilişi) tek başına ok önemli konular olduğundan her birinin ayrı ayrı incelenmesi ve durumlarının ayrı ayrı zikredilmesi gerektiğini vurgulamak iindir; ancak eğer sıra gözetilecek olsaydı okuyucu bu ikisinin bir olay olduğunu sanabilirdi."

Fakat okuyucularımız, kesinlikle ikna edici olmayan bu izahın ne kadar uydurma olduğunun farkındadırlar. Eğer maksat bu olsaydı, bu mfessirin tasarladığı bu tevehhm önlemek iin başka bir yöntem izlenmesi gerekirdi; bu ayet, Sr'a frlş ayetinden sonra zikre-dilerek, bundan daha önemli olan ayetteki dirilişin, kıyamet gn dirilişi dışında olduğu tevehhmne yer verilmemesi daha uygun olurdu.

İşte buradan da bu ayetin, her mmetten bir grubun dirilişinin, kıyametten önce olacağını vurguladığı anlaşı-lıyor.[66]

Kıyamet gnnn dirilişinden sonra özel dirilişin olacağını savunanlara gelince, kıyamet gnnn bir ve tek olduğunu vurgulayan ayet ve hadisler karşısında hibir dayanağı olmayan bu görş gerekten ok ilgintir.

2- Allah Teala, Kur'an'da buyuruyor ki:

] [.

"Allah sizden, inanıp iyi işler yapanlara va'detti; onlardan öncekileri nasıl hkmran kıldıysa, onları da yer yznde hkmran kılacak ve kendileri iin seip beğendiği dinlerini kendilerine sağlamlaştıracak ve korkularının ardından kendilerini (tam) bir gvene erdirecektir. Onlar hep bana kulluk ederler ve bana hibir şeyi ortak koşmazlar."[67]

Şeyh Kuleyni, Abdullah b. Sinan senediyle şöyle rivayet eder: İmam Sadık aleyhisselam'dan, Allah Teala'nın "Allah sizden, inanıp iyi işler yapanlara va'detti..." buyruğundan kimlerin kastedildiğini sorduğumda, "Onlar Ehlibeyt İmamları'dır" buyurdu.[68]

Tabers der ki: Ayetteki, "İnanıp iyi işler yapanlara"dan maksat Peygamber ve Ehlibeyt'idir. Ayet-i kerime, onları yeryznde hkmran kılmak ve onlardan olan Mehdi aleyhisselam kıyam edince kendilerinden korkuyu gidereceğini onlara mjdelemektedir ve "Onlar-dan öncekileri nasıl hkmran kıldıysa" buyruğundan maksat da, Hz. Adem, Hz. Davud ve Hz. Sleyman gibi hilafete salahiyeti olanın halife olacağıdır. Kur'an-ı Kerim'in şu ayetleri de bu gereğe delalet eder:

] [ ] [ : ] [.

"Ben yeryznde bir halife yaratacağım"[69] Ve: "Ey Davud biz seni yeryznde (senden öncekilerin yerine) hkmdar yaptık"[70] Ve: "Oysa biz İbrahim ailesine de Kitab ve hikmet vermiş ve onlara byk bir mlk bağışlamıştık."[71]

Ehlibeyt İmamları aleyhimusselam da bu konuda icma etmişlerdir; onların icması ise hccettir: "Ben sizin aranızda iki ağır (veya değerli) emanet bırakıyorum: Biri Allah'ın kitabı ve diğeri ise itretim-Ehlibeytim'dir. Bu ikisi havuzun başında bana ulaşıncaya kadar birbirinden ayrılmaz." Ve yine mminler yeryznde tam anlamıyla egemenliğe kavuşmamış, hkmran olmamışlardır; dola-yısıyla Allah'ın bu vaadının gerekleşmesi beklenmelidir; nk Allah vaadına aykırı davranmaz.[72]

Hrr- Amili der ki: Resulullah sallallah'u aleyhi ve lih'in ve Ehlibeyt İmamları aleyhimusselam'ın ric'ati konu-sundaki icmanın naklinde bu en aık tasrihtir ve bu konu, bu ayetteki oğul zamirlerinden,[73] gelecekte vuku bulacak bir ok olaylardan, halife etme, g sahibi kılma, korku, gvence, ibadet gibi aık kelimelerden ve ancak ric'ate yorumlanabilecek diğer işaretlerden ok net bir şekilde anlaşılmaktadır.[74]

3- Kur'an-ı Kerim buyuruyor ki:

] [

"Dediler ki: Rabb'imiz, bizi iki kez öldrdn ve iki kez dirilttin. Gnahlarımızı itiraf ettik. Şimdi (şu ateşten) ıkmak iin (bize) bir yol var mı (acaba)"[75]

Şeyh Mufid (r.a) der ki: Allah Teala, dirilen zalimlerin byk diriliş gn olan kıyamette, "Rabb'imiz, bizi iki kez öldrdn..." diyeceklerini haber vermektedir. Ehl-i Snnet'in bu konudaki tevili kabul görmez. Ehl-i Snnet, "Rabb'imiz, bizi iki kez öldrdn..." ayetinin, onların dnyaya geldikten sonra öl olarak yaratıldıkları anlamına gelir. Bu yanlış bir yorumdur; Araplar  bu tabiri kullan-mazlar. Çnk fiil ancak kelimenin, anlamını ierdiği sıfatın dışında bir olguya taalluk eder ve Allah'ın öl olarak yarattığına, "Allah onu öldrd" denilmez. Bu tabir ancak yaşadıktan sonra ölen kimse hakkında kullanılır. Ve yine "Allah öly diriltti" tabiri de ancak dirilmeden önce öl olan kimse hakkında kullanılır; bu konu zerinde birazcı dşnen herkes bunu anlayabilir.

Bazıları "Rabb'imiz, bizi iki kez öldrdn..." aye-tinden maksadın, yaşamlarından sonra mezarlarda sorguya ekilmek iin ölm olduğunu sanmışlardır. Bu durumda birinci ölm mezara girmeden önce, ikinci ölm ise mezara girdikten sonra vuku bulacaktır; bu görş de başka bir aıdan batıldır. Çnk sorguya ekilmek iin kabirden diriliş insana mkellefiyet getirecek bir diriliş değildir; dolayısıyla insanın o dirilişte boşa geirdiği şeylerden pişman olması anlam taşımaz. Bir grubun her iki diriliş dönemlerinden dolayı pişman olduklarını aıklamaları, ikinci dirilişin sorguya ekilmek dirilişi olmadığını gösterir. Ancak bu ayetten, teklifleriyle ve yaptıkları taşkınlıklarla ilgili olan ric'at hayatı kastedilmiştir. Dolayısıyla bunu yapmazlar ve yaptıkları taşkınlıklar sunulduğu gn pişman olurlar.

Yine iki ölmden maksat da, biri ecelleri geldiğinde ve diğeri ise hayata döndklerinde ölmeleridir. Ric'atı inkr edenler ise, ikinci ölm yaratılmadan önce bir hi ve yok olmaya yorumlamışlardır. Fakat ölm ancak diri iin söz konusu olabileceği iin onların ölmeden önce diri olmaları gerekmektedir; oysa yaratılmadan önce yokluk oldukları iin diri olmaları söz konusu değildir. İşte bu elişkiden kurtulabilmek iin ancak bizim aıkladığımız yol kalıyor.

4- :  [ ]

] [

 "(Onlar) yeminlerinin btn şiddetiyle: Allah ölen kimseyi diriltmez! diye Allah'a yemin ettiler... (Diril-tecektir ki) hakkında ihtilaf ettikleri gereği onlara aıklasın ve inkar edenler de yalancı olduklarını bilsin-ler."[76]

Şeyh Saduk, Kuleyni, Ali b. İbrahim, Ayyaşi ve diğer-leri bu ayetin ric'at hakkında nazil olduğunu rivayet ederler,[77] şphesiz bu ayet kıyameti inkr doğrultusunda değildir; nk onlar Allah'a değil, Lat ve Uzza adındaki putlarına yemin ediyorlardı; "bilmek" ise ahirette değil, dnyada olması gereken bir şeydir.[78]

] 5-

  [

"Allah'ı nasıl inkar edersiniz ki, siz öllerdiniz, O sizi diriltti; yine öldrecek, yine diriltecek; sonra O'na döndrleceksiniz."[79]

İbn-i Şehraşub der ki: Bu ayet, ahirette dirilişle ölm arasında başka bir hayatın daha olduğuna delalet eder; bu hayat inkar edilemez; nk gemişte de bunun örnekleri yaşanmıştır: Örneğin İsrailoğulları'nın kıssasında: "Bin-lerce oldukları halde, ölm korkusundan dolayı yurtla-rından ıkıp gidenleri görmedin mi?..." Uzeyr veya Ermiya'nın kıssasında: "...Yahut görmedin mi o kimseyi ki, evlerinin duvarları atıları zerine ökmş (alt st olmuş) bir kasabaya uğradı..." Hz. İbrahim aleyhisse-lam'ın kıssasında: "Rabb'im! Ölleri nasıl dirilteceğini bana göster!.."[80]

Şeyh Hrr- Amili der ki: Bu ayetle delil getirilişin sebebi, ayetin iki defa dirilişi ispatlamasıdır. Bu ayetin son bölmnde diyor ki: "Sonra O'na döndrleceksiniz." Bundan maksat ise kesinlikle kıyamettir. Ayetin bu son bölmnn "sonra" kelimesiyle öncekine bağlanması, önceki bölmle farklı olduğunu anlatmak iindir. Dolayısıyla ikinci dirilişle ya ric'at ya da ric'ate benzer başka bir diriliş vurgulanmaktadır. Her durumda bu ayet, bu dirilişin kıyametten önce olacağına delalet eder.[81]

 

]         6-

[ : ] [

"Biz de yeryznde zayıflatılanlara ltfetmeyi, on-ları önderler yapmayı ve onları mirası kılmayı ... onlara (İsrailoğulları'ndan) korktukları şeyi göstermek istiyorduk."[82]

Şeyh Kuleyni ve Şeyh Saduk, İmam Bkır ve İmam Sadık aleyhimasselam'dan şöyle rivayet ederler:

(( () () )).

"Zayıflatılanlardan maksat Ehlibeyt İmamlarıdır; bu ayetin kıyamet gnne kadar onlar hakkında geerliliği vardır."[83]

Seyyid Murtaza ise kendi senediyle İmam Sadık aley-hisselam'dan şöyle rivayet eder:

(( (): ǡ : ] [ )).

"Emirulmminin aleyhisselam, dnya, bize sırt evir-dikten sonra, kendisini sağanı ısıran köt huylu dişi devenin evlatlarına yönelişi gibi sonunda kesinlikle bize yönelecektir, buyurduktan sonra "Biz de yeryznde zayıflatılanlara ltfetmeyi ... istiyorduk" ayetini okudu." Bir ok hadiste bunun, Ehlibeyt İmamlarının dnyaya dönp dşmanlarını öldrerek yeryzne hakim oldukla-rında olacağı vurgulanmaktadır.[84]

Hrr- Amili der ki: Bu ayet, bu grubun yeryznde zaafa uğramalarından sonra onlara ltfedileceğine, onların önderler, mirasılar ve yeryznde g sahibi kılınacağına ve dşmanlarının onlardan ekineceğine delalet etmek-tedir; acaba bunun ric'atten başka bir örneği olabileceği dşnlebilir mi? Ve acaba hibir delil olmadan bu ayeti tevil etmek, zahiri anlamından başka bir anlama yorumlamak caiz midir? Ayetin sekiz yerdeki lafızları ve oğul zamirleri onun hakiki anlamına hamledilmesini gerektirir ve bu durumda uzak ve yakın teviller yapmayı caiz kılmaz. Aksi durumda insan insaf dairesinden ıkar ve ayeti ric'at olarak tefsir eden birok mtevatir hadisleri yalanlamak zorunda kalır.[85]

7- [ ]

"Helak ettiğimiz bir lkeye artık yaşamak haram-dır. Onlar bir daha geri dönemezler."[86]

Ali b. İbrahim, Tabersi ve diğerleri İmam Sadık aley-hisselam'dan şöyle rivayet ederler:

(( ɡ ȡ )).

"Allah tm lkelerin halkını azapla helak edecek; onlar ric'atte değil, kıyamette dnyaya dönecekler; iman-larında halis olanlar, azapla helak olmayanlar ve kfr-lerinde halis olanlar ric'at edeceklerdir."[87]

Bu ayet, ric'atin doğruluğunu ispatlayan ok aık bir delildir; nk ister helak olsun ister olmasın hibir Mslman, kıyamet gn btn insanların dirileceğini inkr etmez ve "geri dönemezler" buyruğu ise ric'at iin geerlidir; ancak kıyamette, cehenneme girmek iin dirile-ceklerdir.[88]

8- [ ]

"Elbette biz elilerimize ve inananlara hem dnya hayatında, hem şahidlerin (şahitliğe) duracakları gn-de yardım edeceğiz."[89]

İmam Muhammed Bkır ve İmam Cafer Sadık aleyhi-maselam'dan birka kanalla şöyle rivayet edilir:

(( ɡ ǡ )).

"Bu yardım ric'atte olacaktır; nk peygamber ve vasilerden bir oğu öldrlmş, zulmedilmiş ve yardım edilmemişlerdir; Allah'ın vaadında ise aykırılık olmaz."[90]

Mesail-ul Hacibiyye'de, bu ayette vurgu olduğu ve Allah Teala'nın dnya ve ahirette onlara yardım etmeyi farz kıldığı, oysa Allah'ın hcceti Ali oğlu Hseyin aleyhisselam'ın mazlum olarak katledilirken hi kimsenin ona yardım etmediği hatırlatılarak Şeyh Mufid'ten bunun iin bir aıklama yapması istenmiştir.

Şeyh Mufid buna birka aıklama getirmiş ve bir bölmnde buyurmuştur ki: İmamiyye, kıyametten önce Hz. Mehdi aleyhisselam kıyam edince ve mminlere vaad edilen dönşte Allah'ın, velilerine yardım ederek vaadını gerekleştireceğine inanmaktadır ve bu ise onlara zulmedildiğini ve akıbette onlara yardım edileceğini engellemez.[91]

 

C- HADİS:

Şphesiz hkm ve inanların ve özellikle gaybi şeylere ve gelecekle ilgili olaylara inanların doğruluğu Resulullah sallallah'u aleyhi ve lih'ten ve Ehlibeyt İmamları aleyhimusselam'dan nakledilen sahih hadislere bağlıdır. Şeyh Kuleyni (r.a) "Zalal" babında Haşim Sahib-ul Berid kanalıyla İmam Sadık aleyhisselam'dan şöyle rivayet eder:

(( )).

 "Allah'a andolsun, bizden duymadığınız bir şeyi söylemeniz sizin iin şerdir."[92] Bu konuda sayılmayacak kadar ok, incelenmeyecek kadar fazla hadisler var.

Ric'atı onaylayan şeylerden birisi de din önderlerinin Ehlibeyt İmamları'ndan naklettikleri sayıları olduka fazla olan mtevatir rivayetlerdir; hatta bu rivayetler, o yce zatlardan nakledilen dua ve ziyaretnamelerde bile gemiştir; ancak onların hepsini nakledip incelemek kitabımızın kapasitesini aştığı iin burada şu kadarıyla yetiniyoruz ki, hicri kameri 1088 yılında Mekke'de şehit edilen Seyyid Muhammed Mmin Hseyn Esterabad, "Ric'at" hakkındaki özet risalesinde, eşitli kitaplardan, tm ric'atin varlığını vurgulayan 111 hadis toplamıştır.

Hrr- Amili (1104), "el-İykazu min'el Hic'a bi'l burhan-i ala'r Ric'at" adlı kitabında, İmamiyye Şiası ulemasının ileri gelenlerinin yazmış olduğu yetmiş kitaptan[93], sarih bir şekilde ric'at inancını ortaya koyan 620'yi aşkın ayet ve hadis tahri etmiş ve demiştir ki: Ehlibeyt İmamları'ndan ric'at hadisleri sabittir; nk bu hadisler Kutub-u Erbaa'da ve diğer muteber kitaplarda kaydedilmişlerdir. Yine bu hadislerin sihhati ve rivayetlerin sabit oluşuna olduka fazla kesin karineler vardır; oysa tevatr haddine ulaşmış, hatta tevatr haddini gemiş olan bu rivayetlerin hi birinin hibir karine ve belirtiye ihtiyacı yoktur. Bu hadislerden her biri bu karinelerle birlikte insanı ilime ulaştıracak niteliktedir; btn bunlara rağmen bu rivayetlerde nasıl şphe edilebilir?![94]

Allame Meclisi (ö:1111 hicri) "Bihar-ul Envar" adlı kitabının ric'at bölmnde 200 hadis toplamış ve demiştir ki: Ehlibeyt İmamları aleyhimusselam'ın hakkaniyetine inanan birisi, Sıkat-ul İslam Kuleyni, Şeyh Saduk Muhammed b. Babeveyh, Şeyh Ebu Cafer Tusi, Seyyid Murtaza, Neccaşi, Keşşi, Ayyaşi, Ali b. İbrahim, Suleym-i Hilali, Şeyh Mufid, Keraceki, Nu'mani, Saffar, Sa'd b. Abdullah, İbn-i Kavluveyh, Seyyid Ali b. Tavus, Ferat b. İbrahim, Abulfazl Tabersi, İbrahim b. Muhammed-i Sekafi, Muhammed b. Abbas b. Mervan, Berki, İbn-i Şehraşub, Hasan b. Sleyman, Kutbu Ravendi ve Allame Hilli gibi Şia'nın kırk ksur ileri gelen alimlerinin, elliden fazla eserlerinde mtevatir olarak Ehlibeyt'ten naklettikleri yaklaşık 200 sarih hadiste nasıl şphe edebilir?!

... Eğer btn Şia ulemasının, sonra gelenlerin öncekilerden naklettikleri bu hadisler mtevatir olmazsa, hangi hadisin mtevatir olduğu iddia edilebilir?![95]

 

Yazarlar:

İmamiyye uleması ve yazarları, sadece eserlerinin "gaybet" bölmnde ric'at hadislerini aıklamakla yetin-memiş, bu konuda ayrı kitaplar yazmışlardır. Biz bu konuda yazılmış olan kırk civarında kitap bulduk; örnek olarak onlardan bazıları şöyledir:

1- Hasan b. Ali b. Hamza Betaini'nin "Kitab-ur Ric'at"ı; bu kitabı Neccaşi "er-Rical" kitabında zikret-miştir.[96]

2- "İsbat-ur Ric'at" kitabı,[97] "er-Ric'at ve Ehadis" kita-bı,[98] "Muhtasar-u İsbat-ir Ric'at"[99] kitabı; bu kitapların hepsi, ilimde yce bir yeri, fakih ve kelamcı olan, hicri 260 yılında vefat eden, İmam Muhammed Cevad, Ali Hdi ve İmam Askeri aleyhimusselam'dan ve bir rivayete göre İmam Rıza aleyhisselam'dan da rivayet eden Ebufazl Muhammed b. Şazan-ı Ezdi-en Nişaburi'ye aittir.

3- "Kitab-ur Ric'at"; bu kitap Ahmed b. Davud b. Seid-i Fezari, Ebu Yahya b. Corcani'ye aittir; Neccaşi "Rical"inde ve Şeyh Tusi "el-Fihrist" kitabında bunu zikretmişlerdir.[100]

4- "Kitab-ur Ric'at"; bu kitap hicri 381 yılında vefat etmiş olan Şeyh Saduk Muhammed b. Ali b. Hseyin b. Musa b. Babeveyh-i Kummi'ye aittir.

5- "Kitab-ur Ric'at"; bu kitap, Ayyaşi tefsirinin yazarı Şeyh Ebi Nezr Muhammed b. Mes'ud-i Ayyaşi'ye aittir. Neccaşi "Rical"inde ve Şeyh Tusi "el-Fihrist" kitabında bunu zikretmişlerdir.[101]

6- "Kitab-u İsbat-ir Ric'at"; bu kitap, hicri 726'da vefat etmiş olan Allame Hilli'ye aittir.

7- "Kitab-ur Ric'at"; bu kitap, Şehid-i Evvel'in öğren-cisi ve "Muhtasar-u Besair-id Derecat" kitabının yazarı Şeyh Hasan b. Sleyman-ı Hilli'ye aittir.*

 

Asrımızda basılmış olan en meşhur kitaplar ise şun-lardır:

1- "el-İykaz-u min'el Hic'a bil Burhan-i Ala'r Ric'at"; bu kitap, hicri 1104 yılında vefat etmiş olan Şeyh Muhaddis Muhammed b. Hasan-i Hrr- Amili'ye aittir. Kendi alanında yazılmış en geniş kitap olan bu eser 600 civarında hadis, 64 ayet ve ric'atle ilgili diğer delil ve karineleri iermektedir. Yazar bu kitabı hicri 1075 yılında bitirmiştir.

2- "eş-Şi'at-u ve'r Ric'at"; miladi 1975 yılında Necef'te basılmış olan bu kitap, Şeyh Muhammed Rıza Tabersi Necefi'ye aittir.

3- "er-Ric'at"; bu kitap, hicri 1088 yılında Mekke'de şehid edilen Seyyid Muhammed Mmin Hseyni Esterabadi'ye aittir.[102]

 

D- İCMA

Ulemamızdan bir grubu, İmamiyye'nin ric'at inancının doğruluğunda icma ettiğini, ric'atle ilgili hadis ve rivayetleri aktarmada birleştiklerini, bunun Ehlibeyt inanlarından olduğunu, Ehlibeyt inanlarından olan her şeyin de hak olduğunu ve buna ancak ok az bir grubun muhalefet ettiğini nakletmiştir:

Byk alim muhaddislerin ileri geleni Ebu Cafer İbn-i Babeveyh (r.a), "el-İ'tikadat" adlı kitabının "el-İ'tikad-u bi'r Ric'at" bölmnde der ki: Biz (İmamiyye), ric'atin hak olduğuna inanıyoruz.[103]

Şeyh Mufid der ki: İmamiyye, ric'atin anlamında kendi aralarında ihtilaf etmelerine rağmen, öllerden bir oğunun kıyametten önce dnyaya döneceğinde ittifak etmiştir.[104]

Alem-ul Huda Seyyid Murtaza ise risalelerinin bir ok mevzusunda icma nakletmiş ve "Dimeşkiyat"ında demiştir ki: İmamiyye, Sahib-uz Zaman Hz. Mehdi aleyhisselam zuhur edince Allah Teala'nın, evliyasından bir grubunu ona yardım etmeleri ve hkmetiyle neşat bulmaları iin ve dşmanlarından bir grubunu da hakkettikleri azaba uğratmak iin dnyaya döndreceğinde icma etmiştir; bir ok kitabımızda bu grubun icmasının hak olduğunu vurguladık; nk bu grubun arasında her trl irkinlikten masum olan Ehlibeyt var. Dolayısıyla, ric'atin kesinliğine ve ayrıca Allah'ın buna gcnn yeteceğine inanmak gerekir.[105]

Rey'den kendisine ulaşan meselelerin cevabında demiştir ki: Ric'ati ispatlamanın yolu, İmamiyye'nin onun vuku bulacağı yolundaki icmasıdır; nk İmamiyye ric'at konusunda ihtilaf etmemiştir; kitaplarımızda bir ok yerde, İmamiyye'nin icmasının, arasında Masum İmamın (aleyhisselam) buyruğu olduğu ve aralarında masum İmamın buyruğu olan bir sözn de hakikate isabet edeceği iin hccet olduğunu aıkladık;[106] Şeyh İbn-i Şehraşub da bunu "Mteşabihat-ul Kur'an"ında Seyyid Murtaza'dan naklet-miştir.[107]

Şeyh Tabersi de kendi tefsirinde der ki: Ric'at nakle-dilen rivayetlerin zahiriyle ispatlanmaz. Dolayısıyla ric'atin, "İnsanlar değil, hkmet dönecektir", şeklinde tevil edilmesi gerekir. Her ne kadar rivayetler bunu destekliyorsa da, bu hususta bizim dayanağımız İmamiyye Şiası'nın icmasıdır.[108]

Şeyh Hasan b. Sleyman b. Halid-i Kummi de ric'at hakkında yazmış olduğu risalesinde şöyle diyor: Ric'at, ulemamızın, hatta btn İmamiyye'nin icma ettiği bir konudur.[109]

Yine mutaahhir ulemamızdan Şeyh Hrr- Amili de ric'at konusunda icma olduğunu naklederek şöyle demiştir: Ric'atin sıhhatinin delili, btn İmamiyye Şiası'nın bu konuda icma etmesi ve İsna Aşeriye=On iki İmam Şiası'nın ric'at inancının sihhatinde görş birliğine varması, mutakaddim ve mutaahhir İmamiyye Şiası'ndan sözne itina edilir hi kimsenin buna muhalefet etmemesidir. Resulullah sallallah'u aleyhi ve lih'den ve Ehlibeyt İmamları aleyhimusselam'dan, ric'atin sıhhatine inandıklarına delalet eden mtevatir hadislerin rivayet edilmesiyle Masumların (aleyhisselam) da bu icmanın iinde olduğu bilinmektedir; hatta ric'at inancı, Sahib-uz Zaman Muhammed b. Hasan el-Mehdi aleyhisselam'dan rivayet edilen tevkilerde ve onların ric'at hadislerinin rivayeti hususunda ittifak ettiklerine delalet eden diğer yerlerde[110] kaydedilmiştir; hatta Şia kitaplarının hi birinde buna rastlamamanın mmkn olmadığı söylenebilir.[111]

Yine Allame Meclisi "Bihar-ul Envar"da şöyle der: Şia, btn asırlarda ric'at inancında icma etmiştir ve bu konu Şia arasında öğle vaktinde beliren gneş gibi aıktır. Hatta bu konu Şia'nın şiirlerinde bile yer almıştır[112] ve bununla btn şehirlerinde muhaliflerine delil getirmişler, muhalifleri de bu konuda onları kınamıştır. Şia, kitap ve esfarlarında  onu ispatlamışlardır; Razi, Nişaburi ve diğerleri bunlardandır.[113]

 
E- ZARURET

Ric'at delillerinden biri de ric'at inancının zaruretini vurgulayan Ehlibeyt İmamları aleyhimusselam'dan nakledi-len ok sayıda rivayetlerdir. Bunlardan birisi, Şeyh Saduk'un "Sıfat-uş Şia" kitabında kendi senediyle İmam Sadık aleyhisselam'dan naklettiği şu rivayettir:

(( ))

"Yedi şeye ikrar eden mmindir: ... Onlardan biri de ric'ate inanmaktır."[114]

İmam Rıza aleyhisselam'dan şöyle buyurduğu rivayet edilir:

(( - ̡ ѡ ֡ ɡ ѡ ѡ ȡ () )).

"Kim Allah'ın birliğine ... ric'at ve iki mutaya (temett haccı ve geici nikaha), miraca ve kabirdeki sorgu-suale, havuza, şefaate, cennet ve cehennemin yaratılışına, sırat ve mizana, diriliş ve kıyamete, ceza-mkafat ve hesaba inanırsa, o gerekten mmindir; böyle birisi biz Ehli-beyt'in Şialarındandır."[115]

Ric'at inancının İmamiyye mektebinin zaruriyatından olduğuna delalet eden şeylerden birisi de bu inancın, Resulullah sallallah'u aleyhi ve lih'in pk soyundan gelen Ehlibeyt İmamlarından rivayet edilen ve onların kendi izleyicilerine öğrettiği dua ve ziyaretlerde gemesidir. Bunlardan biri de "Misbah" kitabında İmam Sadık aleyhisselam'dan rivayet edilen İmam Hseyin aleyhisselam'ın ziyaretidir. Bu ziyaretnamenin bir bölmnde şöyle geer:

(( ))

 "Ben size inandığıma ve dönşnze yakin ettiğime, Allah'ı, Allah'ın meleklerini, peygamberlerini ve elilerini şahit tutuyorum."[116] Burada, "dönşten" maksat ric'attir.

"İkbal" ve "Misbah" kitaplarında, İmam Askeri aleyhis-selam'ın vekili olan Hemdani'den nakledilen ve İmam Hseyin aleyhisselam'ın doğum gnnde okunması gereken duada şöyle geer:

(( )).

"Hseyn'in öldrlmesine karşılık, İmamlar onun soyundan kılınmıştır, yine şifa onun trbetine verilmiştir, kurtuluş, dnyaya döndğnde onunla birlikte olmakta kılınmıştır... Dolayısıyla biz onun kabrine sığınarak trbe-tini şahit tutuyor ve dönşn bekliyoruz."[117] Burada da "dönşten" maksat ric'attir.

Seyyid b. Tavus'un naklettiği İmam Mehdi aleyhisse-lam'ın ziyaretinde bir ok yerde ric'at inancı vurgulan-maktadır. Örneğin bir yerde şöyle geer:

(( ))

"Ey Rabb'im! Beni, ric'atinde dnyaya dönenlerden, onun hkmetinde malik olanlardan ve onun döneminde gl  olanlardan kıl."[118]

Seyyid b. Tavus, Resululllah sallallah'u aleyhi ve lih ve Ehlibeyt İmamları'nın ziyaretinde kendi senediyle İmam Sadık aleyhisselam'dan şöyle rivayet eder:

(( )).

"Ben sizin stnlğnze inanan ve ric'atinizi ikrar edenlerdenim; Allah'ın buna gc yettiğini inkr etmem."[119]

Hrr- Amili der ki: Ric'at inancının sihhatinin delillerinden biri de zarurettir. Ric'at, btn meşhur ulema ve yazarlarca İmamiyye mektebinin zaruriyatından bilinmiştir; Ehl-i Snnet de bu inancı Şia'ya has bilmek-tedir. İmamiyye'den tanınan ve belli bir eseri olan birisinin aıka ric'ati inkar ettiğini veya yorumladığını göremez-siniz... Araştırmalarımız sonucu ric'at inancının İmamiyye ulemasının byk oğunluğunca veya tmnce kesin bir gerek, meşhur ve zaruri bir inan olduğunu ve hatta İmamiyye'de, mut'a nikahı ve imamet inancında olduğu gibi ric'at inancını ispatlama doğrultusunda da bir ok kitap yazılmış olduğunu görmekteyiz.[120]

Ric'at inancının zaruriyattan olduğunun delillerinden biri de, Emirulmminin Ali aleyhisselam'ın döneminde yazılmış olan "Suleym b. Kays-ı Hilali"nin kitabıdır; bu kitapta şöyle geer: Kıyamet gnne inancım, ric'ate inancımı aşmadı.[121]



[1] - Resail-u Şeyh Murtaza, c.3, s.135. -Dimeşkiyat- Dar-ul Kur'an-il Kerim-Kum.

[2] - Ruh-ul Meani, c.20, s.27; Dar-ul İhya-it Turas-il Arabi-Beyrut.

[3] - Ysn, 78-79.

[4] - Âl-i İmran, 49.

[5] - Akaid-ul İmamiyye, -Muzaffer-, s.111-112. Bi'set messesesi incelemesi; Bakara, 259. ayet.

[6] - Nur, 24.

[7] - Ahzab, 62.

[8] - Bihar-ul Envar, c.53, s.59/45.

[9] - Bakara, 243.

[10] - Kuleyni'nin "Kafi" adlı kitabındaki rivayette, c.8, s.170/237'de İmam Bkır'dan ve Suyuti'nin Sudey'den ve onun da Ebu Malik ve diğerlerinden rivayetinde onun isminin "Hizkil" olduğu geer.

[11] - el-İ'tikadat -Şeyh Saduk-, s.60, "Mu'temer-uz Zikr'el Elfiyye li Şeyh Mufid" basımı; Drr'l Mensur -Suyuti-, c.1, s.741-743; Beyrut-Dar'ul Fikr basımı.

[12] - Ayyaşi Tefsiri, c.1, s.130/433, Tahran-Mektebet-ul İlmiyye basımı.

[13] - Bakara, 259.

[14] - Tabersi'nin Mecma-ul Beyan'ı, c.2, s.639, Beyrut-Dar'ul Marifet basımı.

[15] - Ayyaşi Tefsiri, c.1, s.141/468; Tahran-Mektebet'ul İlmiyye basımı.

[16] - Bakara, 55-56.

[17] - el-İ'tikadat -Şeyh Saduk- s.61.

[18] - A'raf, 155.

[19] - Maide, 110.

[20] - Al-i İmran, 49.

[21] - Kafi, c.8, s.237/532; Ayyaşi tefsiri, c.1, s.174/51.

[22] - Kehf, 25.

[23] - Kehf, 18.

[24] - Yasin, 51-52.

[25] - Bkz. El-İ'tikadat -Şeyh Saduk-, s.62.

[26] - Ikd'ud Durer, s.192, Kum-Dar'un Nesaih basımı.

[27] - Bakara, 73. Ve bkz. Kısas-ul Enbiya -Sa'lebi-, s.204-207, Beyrut-Mektebet-us Sekafiyye basımı.

[28] - Bakara, 260.

[29] - Bkz. Kummi tefsiri, c.1, s.91; Ayyaşi tefsiri, c.1, s.142/469.

[30] - "Karn", başın st kısmına veya iki yanlarına dendiği gibi diğer anlamlara da gelir.

[31] - Taberi tefsiri, c.16, s.8, Beyrut-Dar-ul Marifet basımı.

[32] - Tabersi tefsiri, c.6, s.756, Beyrut-Dar-ul Marifet basımı.

[33] - Kummi tefsiri, c.2, s.40.

[34] - Tabersi tefsiri, c.7, s.94; Taberi tefsiri, c.17, s.58; Sa'lebi'nin Kısas-ul Enbiya'sı, s.144. Bu ayet Enbiya suresinin 84. ayetidir.

[35] - Enbiya, 105.

[36] - Tevbe, 24.

[37] - Kenz-ul Ummal Muttaki Hindi-, c.11, s.133/30923. Bunun bir benzerini de Şeyh Saduk Kemal-ud Din kitabının 576. sayfasında rivayet etmiştir; Kum-Camiat-ul Muderrisin basımı.

[38] - Neml, 82-84.

[39] - Neml, 87.

[40] - Durr-ul Mensur -Siyuti-, c.6, s.380.

[41] - Msned-u Ahmed, c.2, s.201, Dar-ul Fikr basımı; Nazm-ud Durer -Bukai-, c.5, s.451, Dar-ul Kutub-il İlmiyye basımı.

[42] - Hud, 6.

[43] - Nahl, 61,

[44] - Enfal, 22.

[45] - Hacc, 18.

[46] - Fatır, 28.

[47] - Mecma-ul Beyan tefsiri -Tabersi-, c.7, s.366. Kurtubi tefsiri, c.13, s.237; ed-Durr-ul Mensur, c.6, s.378; Ruh-ul Meani tefsiri -Alusi- c.20, s.21; Rzi tefsiri, c.24, s.217; İbn-i Kesir tefsiri, c.3, s.387 ve Neml suresi 82. ayet.

[48] - Mizan-ul İ'tidal -Zehebi-, c.1, s.384, Dar-ul Marifet basımı.

[49] - Kfi, c.1, s.198/3, "Enne-l Eimmete hum Erkan-ul Arz" babı.

[50] - Kummi tefsiri, c.2, s.131 ve Mecma-ul Beyan tefsiri, c.7, s.366.

[51] - Kummi tefsiri, c.2, s.130; el-Burhan tefsiri -Behrani-, c.4, s.228/8043, Bi'sat messesesi incelemesi.

[52] - Te'vil-ul Ayat -Seyyid Şerefuddin-, c.1, s.303/109; er-Ric'at -Esterabadi-, s.166/95, Dar-ul İ'tisam basımı.

[53] - En'am, 128.

[54] - Bkz. Nakz-ul Veşia, -Seyid Muhsin Emin-, s.473, 1951 basımı.

[55] - Muhtasar-u Besair'id Derecat, s.25. Bihar-ul Envar -Meclisi-, c.53, s.40/6. el-İykaz'u min'el Hic'a, s.278/91. er-Ric'at -Esterabadi-, s.55/30.

[56] - Kummi tefsiri, c.1, s.24. Muhtasar-u Besair-id Derecat -Hasan b. Sleyman-, s.41. Bihar-ul Envar, c.53, s.60/49. er-Ric'at -Esterabadi- s.77/48.

[57] - Kehf, 47.

[58] - el-Mesail'us Serviye, -Üstad Said Abdulhamid incelemesi-, s.33, Mutemer-u Şeyh Mufid basımı.

[59] - Mecma-ul Beyan, c.7,s 366.

[60] - İbn-i Kesir tefsiri, c.3, s.388 ve Beyzavi tefsiri, c.2, s.183.

[61] - Ruh-ul Beyan, c., 20, s.26.

[62] - Razi tefsiri, c.24, s.218.

[63] - Ruh-ul Beyan tefsiri, -Berusevi-, c.6, s.373.

[64] - Mteşabih-ul Kur'an, c.2, s.97.

[65] - Fussilet, 19.

[66] - el-Mizan tefsiri -Tabatabai-, c.15, s.397.

[67] - Nur, 55.

[68] - Kfi, c.1, s.150/3.

[69] - Bakara, 30.

[70] - Sd, 26.

[71] - Nis, 54.

[72] - Mecma-ul Beyan -Tabersi-, c.7, s.239.

[73] - el-İkaz min'el Hic'a -Hrr-i Amili-, s.38.

[74] - Aynı kaynak, s.74.

[75] - Mu'min, 11.

[76] - Nalh-38-39.

[77] - Kafi, c.8, s.50/13. Kummi tefsiri, c.1, s.385. Ayyaşi tefsiri, c.2, s.259/26. İ'tikadat -Şeyh Saduk- s.62.

[78] - el-İykazu min'el Hic'a -Amili-, s.76.

[79] - Bakara, 28.

[80] - Muteşabih-ul Kur'an, c.2, s.97 ve Bakara, 243, 259, 260.

[81] - el-İykazu min'el Hic'a -Amili-, c.8, s.84.

[82] - Kısas, 5-6.

[83] - el-Kfi, -Kuleyni-, c.1, s.243/1. Meani-l Ahbar -Şeyh Saduk-, s.79.

[84] - Kummi tefsiri, c.1, s.25 ve 106; c.2, s.297. Muhtasar-u Besair-ud Deracat -Hasan b. Sleyman, s.42, 46, 167. er-Ric'at -Esterabadi-, s.129, Dar-ul İ'tisam basımı.

[85] - el-İykazu min'el Hic'a -Hrr- Amili-, s.75.

[86] - Enbiy, 95.

[87] - Kummi tefsiri, c.1, s.24. Muhtasar-u Besair-ud Deracat -Hasan b. Sleyman-, s.41. Bihar-ul Envar -Meclisi-, c.53, s.60/49. el-İykazu min'el Hic'a -Hrr- Amil-, s.89.

[88] - Bihar-ul Envar, c.53, s.52/29.

[89] - M'min, 51.

[90] - Kummi tefsiri, c.2, s.258. Muhtasar-u Besair-ud Deracat -Hasan b. Sleyman-, s.45. Kamil-uz Ziyarat -İbn-i Kavliveyh-, 63/3.

[91] - el-Mesail-ul Hacibiyye, s.74.

[92] - Kfi -Kuleyni-, c.2, s.401/1.

[93] - el-İykazu min'el Hic'a -Hrr, Amili-, s.430 ve 450.

[94] - Önceki kaynak, s.26.

[95] - Bihar-ul Envar -Meclisi-, c.53, s.122.

[96] - Rical-un Neccaşi, s.37.

[97] - el-Fihrist  -Şeyh Tusi-, 124/552. ez-Zeria -Şeyh Aga Bozorg-, c.1, s.93.

[98] - ez-Zeria, c.10, s.162.

[99] - Dördnc yılda Seyyid Basım Musevi'nin incelemesiyle "Turasuna" dergisinin 15. sayısında, s.193'de basılmıştır.

[100] - Rical-un Neccaşi, s.454. el-Fihrist -Şeyh Tusi-, s.33.

[101] - Rical-un Neccaşi, s.351. el-Fihrist -Şeyh Tusi-, s.138.

* - Bihar-ul Envar, c.1, s.16. ez-Zeria, c.1, s.91.

[102] - Bu kitap, Üstad Faris Hesun Kerim incelemesiyle basılmıştır.

[103] - el-İ'tikadat -Şeyh Saduk-, s.60.

[104] - Evail-ul Mekalat -Mufid-, s.46; işaret edilen ihtilaf, kişilerin döneceği ve öllerin dirileceği hususunda değil, devletin, emir ve nehyin döneceği şeklinde ric'atin anlamında edilmiştir.

[105] - Resail-uş Şerif Murtaza, c.3, s.136 -Dimeşkiyat-, Kur-Dar-ul Kur'an-il Kerim basımı.

[106] - Aynı kaynak, c.1, s.125.

[107] - Mtaşahib-ul Kur'an ve Muhtelifuh -İbn-i Şehraşub-, c.2, s.97.

[108] - Mecma-ul Beyan -Tabersi-, c.7, s.367.

[109] - el-İykazu min'el Hic'a -Hrr- Amili-, s.43.

[110] - el-İykazu min'el Hic'a -Hrr- Amili-, s.33.

[111] - Aynı kaynak, s.43.

[112] - Bunlardan biri de, İbn-i Ayyaş'ın "Muktezeb" kitabında s.48'de, Ebu Sehl-i Nuşcani kanalıyla naklettiği, babası Mus'ab b. Veheb-i Herun'a okuduğu şu şiirdir:

Ben hakkın ric'atine (dönşe) inanıyorum

Gözmn bir taraftan diğer tarafa dönşne inandığım gibi.

[113] - Bihar-ul Envar -Meclisi-, c.53, s.122.

[114] - Hakk-ul Yakin -Seyyid Abdullah Şubber-, c.2, s.20.

[115] - Aynı kaynak.

[116] - Aynı kaynak, s.15.

[117] - Aynı kaynak, c.2, s.15.

[118] - Hakk-ul Yakin -Seyyid Abdullah Şubber-, c.2, s.15.

[119] - Aynı kaynak.

[120] - el-İykazu min'el Hic'a -Hrr- Amili-, s.60.

[121] - Aynı kaynak, s.64.

 

 

index