الصفحة الماضیة

Mnazara ve istidlaller

next

 

Ehlibeyt İmamları aleyhimusselam'dan ve mektebimizin ileri gelenlerinden, ric'at inancını savunma doğrultusunda yapmış oldukları bazı mnazaralar rivayet edilmiştir. Bu mnazaralarda, ric'at inancını reddedenlerin şphelerine cevap vermişler veya ashaba yöneltilen bazı görşleri dzeltmişler ya da ric'atle ilgili bazı kavramları aıklamış-lardır.

Bu inancı savunmak yeni bir şey değildir; bu savunma Emirulmminin Ali aleyhisselam'ın, diğer Ehlibeyt İmamları aleyhimusselam'ın ve onların ashaplarının zamanından gnmze kadar sre gelmiştir. Dolayısıyla bu alanda, Necm b. A'yen'den onun ric'at inancı konusunda aba harcayanlardan olduğu rivayet edilmiştir.[1] Allame, "Hula-sa" adlı kitabında, Muyesser b. Abdulaziz'in hayatı böl-mnde Akik'den şöyle rivayet eder: Ehlibeyt aleyhimus-selam onu övmştr; o, ric'at inancında[2] aba harcayanlar-dandır.[3]

Allame Meclisi şöyle diyor: "O ölmnden sonra İmam Mehdi aleyhisselam'la birlikte ric'at edecek ve onunla birlikte cihad edecektir" söyleniyor. Bence, "O muhalif-lerle savaşacak ve ric'at inancının doğru olduğu hususunda onlara delil getirecektir" söylenmesi daha uydundur.[4]

 

1- Emirulmminin Ali aleyhisselam'ın İstidlali:

Hasan b. Sleyman-ı Hilli, Esbağ b. Nebate senediyle şöyle rivayet eder: Abdullah b. Kevva-i Yeşkuri, Emirul-mminin'in huzurunda ayağa kalkarak dedi ki: Ey Emirul-mminin! Ebu Mu'temer geenlerde bana bir şey söyledi; ama ben kabullenemedim.

İmam aleyhisselam, ne dedi? diye sordu.

Abdullah: Ebu Mu'temer, sizin Resulullah sallallah'u aleyhi ve lih'ten, "Biz, babasından daha byk olan adamı göryor veya duyuyoruz", şeklinde buyurduğunu duydu-ğunuzu söyledi.

Emirulmminin Ali aleyhisselam: Bunu mu kabullene-medin?

Abdullah: Evet; acaba siz buna inanıyor musunuz ve böyle birini tanıyor musunuz?

Emirulmminin Ali aleyhisselam: Evet; yazıklar olsun sana ey İbn-i Kevva! Benden dinle de bunu sana haber vereyim. Uzeyr ailesinden ayrıldı. Eşi şehirde kalmıştı. O zaman Uzeyr elli yaşındaydı. Allah Teala onu, gnahından dolayı onu belaya uğratınca yz sene öldrd ve sonra yine diriltti. Uzeyr elli yaşında olduğu halde ailesine dönd. Uzeyr'i o zaman yz yaşında olan oğlu karşıladı. Allah Teala, Uzeyr'i öldğ yaşta dnyaya döndrmşt.

Abdullah: Sizden, istediğim her şeyi sorabilir miyim?

Emirulmminin aleyhisselam: Başına gelenleri sor.

Abdullah: Aramızdan bazıları onların öldkten sonra dnyaya döndklerini sanıyorlar.

Emirulmminin aleyhisselam: Evet; duyduklarını söyle ve kendinden hibir şey artırma; sen onlara ne söyledin?

Abdullah: Ben onlara, bu söylediklerinizden hi birine inanmıyorum, dedim.

Emirulmminin aleyhisselam: Yazıklar olsun sana! Allah Teala bir kavmi gnahlarından dolayı belaya dşr-d ve onları daha önce kendileri iin belirtilen ecellerin-den önce öldrd. Sonra erzaklarını almaları iin onları dnyaya döndrd; daha sonra onları tekrar öldrd.

Esbağ b. Nebate der ki: İbn-i Kevva yine kabullen-medi ve İmam'ın bu buyruklarına rağmen ikna olmadı. Bunun zerine Emirulmminin aleyhisselam ona dedi ki: Yazıklar olsun sana! Allah Teala Kur'an'da buyuruyor ki: "(Allah, Musa'ya kırk gece sonra buluşma va'detmiş ve kavminden yetmiş kişiyi de seip o huzura getirme-sini emretmişti.) Musa, tayin ettiğimiz (buluşma) vakt(i) iin kavminden yetmiş adam seti (huzura getirdi.)"[5] Musa, onları, İsrailoğulları'nın ileri gelenle-rine döndklerinde Allah'ın kendisiyle konuştuğuna tanık-lık yapmaları iin kendisiyle birlikte götrd. Eğer onlar kabul etselerdi ve Musa'yı doğrulasalardı bu kendileri iin daha hayırlı olurdu. Fakat onlar Musa'ya dediler ki: "Ey Musa, Allah'ı aıka görmedike sana inanmayız" Allah Teala buyurdu ki, "Derhal sizi yıldırım, -yani ölm- yakalamıştı; siz de bunu göryordunuz. Sonra belki şkredersiniz diye sizi ölmnzn ardından tek-rar diriltmiştik."[6]

Ey İbn-i Kevva! Onların öldkten sonra evlerine dön-dklerini göryor musun?

Abdullah: Ne yani; sonra Allah onları tekrar öldrd m?!

Emirulmminin aleyhisselam: Yazıklar olsun sana! Acaba Allah Teala, Kitab'ında, "Bulutu stnze gölge-lik ektik, size kudret helvası ve bıldırcın indirdik"[7] buyurarak sana haber vermiyor mu?İşte bu ölmden son-ra dirildikleri zamandır; ve yine ey İbn-i Kevva! İsrail-oğulları'nın ileri gelenleri de bunlar gibidir; Allah Teala buyuruyor ki: "Şu, binlerce kişi iken ölm korkusuyla yurtlarından ıkanları görmedin mi? Allah onlara, öln' dedi de sonra kendilerini diriltti."[8]

Yine Uzeyr hakkında şöyle haber veriyor: "Yahut şu kimse gibisini (görmedin mi) ki, duvarları, atıları stne yığılmış (alt st olmuş) ıssız bir kasabaya uğramıştı: Allah, bunu böyle öldkten sonra nasıl diril-tecek? demişti. Allah da kendisini öldrd." Bu gnah karşısında "Allah da onu yz sene öldrp sonra dirilt-ti." Onu dnyaya döndrd, sonra "Ne kadar kaldın? diye sordu. Bir gn ya da bir gnn birazı kadar kaldım, dedi. (Allah,) hayır, dedi; yz yıl kaldın."[9] Ey İbn-i Kevva! Allah'ın gcnde şphe etme."[10]

 

2- Şeyh Ebu Muhammed Fazl b. Şazan'ın İstidlali:

Şeyh İbn-i Şazan bu konudaki istidlalinde öllerin dirilişiyle ilgili Ehl-i Snnet kanalıyla rivayet edilen bir-ka rivayete değinmiştir. Biz burada bunlardan bir böl-mne özetle değineceğiz:

 

"İzah" Kitabında Ric'at'le İlgili Şöyle Diyor:

Şimdi sizin Şia'ya -İmamiyye'ye- kusur bulduğunuz bir şeyi ulemanızdan bir oğundan rivayet ettiğinizi, inan-dığınızı ve tasdik ettiğinizi gördk. Biz bunları, reddede-meyeceğiniz ve  inkr edemeyeceğiniz bir şekilde sizin kendi hadislerinizden aıklayacağız.

Bunlardan biri, İbrahim b. Musa-i Ferra'dan, İbn-i Mubarek'ten, İsmail b. Ebu Halid'den naklettiğiniz şu rivayettir: Yezid b. Nu'man b. Beşir, babası Nu'man b. Beşir'in, annesi Ebu Haşim kızı Ümm Abdullah'a -yani kendi annesine- yazmış olduğu bir mektupla Kasım b. Abdurrahman'ın halka kurup oturduğu topluluğa geldi; mektup şöyleydi:

Bismillahirrahmanirrahim. Nu'man b. Beşir'den, Ebu Haşim kızı Ümm Abdullah'a. Selamun aleykum. Ben senden dolayı, kendisinden başka ilah olmayan Allah'a hamd ediyorum.

Ama sonra; ben Zeyd b. Harice hakkında sana yazdım. Zeyd b. Harice'nin omuzunda ağrı vardı. O Medine'nin en sağlıklı insanıydı. Buna rağmen öld. Gneş batmıştı; Allah'a tesbih ettiğim bir sırada birisi bana gelerek Zeyd'in öldkten sonra konuştuğunu söyledi.

Yine İsmail b. Ebu Halid'den, Abdulmelik b. Umeyr'-den, Rabiy' b. Herraş'tan şöyle rivayet edersiniz: Biz dört kardeştik. Rabi, aramızda sıcak gnde en ok oru tutan ve en uzun namaz kılanımızdı. Dışarı ıktığımda Rabi'nin öldğn söylediler. Ben, "inna lillah ve inna ileyhi raciun" diyerek geri döndm. İeri girdiğimde onun uzan-mış olduğunu, ailesinin yanında hunuttan bahsettiklerini gördm. Ben de oturdum. Ben otururken o da yzndeki bez parasını aarak, "es-selamu aleyke" dedi. Benim btn vcudumu korku sarmıştı. Daha sonra ben de, "ve aleyke's selam ve rahmetullahi ve berekatuh; sen öldkten sonra dirildin mi?" dedim. Kardeşim, "Evet, ben sizden sonra Rabb'imi mlakat ettim. Rabb'im beni gazaplı olmadığı halde rahatlık ve gzel rızıkla karşıladı ve bana ince dibadan ve kalın dibadan yeşil elbiseler giydirdi. İş, sizin dşndğnzden daha kolaydı, gafil olmayın. Resulullah sallallah'u aleyhi ve lih kendisini idrak edinceye (kendisine ulaşıncaya) kadar benden önce gemeyeceğine dair yemin etti; o halde beni Resulullah sallallah'u aleyhi ve lih'e taşıyın." dedi.

Kardeşimin ölm suya atılan kk taşlara benzi-yordu. Ben bunu Aişe'ye anlattım. Aişe, bu mmette kardeşinizin olayı gibisini duymamıştım; gerekten sizi doğruladı.

Fazl b. Şazan, öllerin dirilişi hakkında Ehl-i Snnet kanalıyla birka rivayet nakletmiş ve sonra şöyle demiştir:

Bunlar, ölmden sonra dnyaya dönş=ric'atle ilgili sizin ve fakihlerinizin rivayetleridir. Oysa siz, sözlerinize dikkat etmeden ric'at inancından dolayı Şia'nın Allah'a karşı cret ettiğini, ekinmediğini ve hay etmediğini söylyorsunuz.

Ali b. Uht-i Ye'la Tanafus ve Muhammed b. Hseyin b. Muhtar, Muhammed b. Fuzeyl'den, İsmail b. Ebi Halid'den, Feras'tan, Şa'bi'den şöyle rivayet ederler: Sadr-ı İslam'da Mufazzal isminde bir adam Cuheyne'de bayıldı; bizim yanımızda onun iin bir mezar kazdılar. Onların yanından Mufazzal denilen birisi geince adam ayıldı ve zerindeki örty aarak, acaba yanınızdan Mufazzal geti mi? diye sordu. Oradakiler, evet, bir az önce yanımızdan geti, dediler. Bunun zerine, eyvahlar olsun size; nere-deyse beni hataya dşrecekti. Siz beni baygın gördğ-nz zaman birisi bana gelerek, anan yasında ağlasın, dedi; senin iin mezar kazıldığını görmyor musun? Neredeyse anan sana ağlar olacaktı (öl diye defnedilecektin). Sevinerek giden Mufazzal'ı seninle değiştirdiğimizi ve onu senin mezarına bıraktığımızı göryor musun? O yerine getirmedi ve yapmadı; sonra biz onun zerini kayalarla doldurduk; acaba Rabb'ine şkredip namaz kılarak, Allah'a ortak koşup Hak'tan sapanın yolunu bırakmıyor musun?

Ben, tabii (bırakıyorum), dedim. Bunun zerine beni bıraktı. Böylece o yaşadı ve onun yerine Mufazzal defne-dildi.

O halde niin ric'at inancına hoşgöryle bakmıyor-sunuz ve cretle ölm meleğine yanlışlık yaptığını söyl-yorsunuz. Ayrıca, kendi rivayetlerinizle ölen insanların dirilmesini hoşgöryle karşılamazken eşek vs. gibi dört ayaklı hayvanları diriltiyorsunuz.

İşte bu nedenle, aralarında Muhammed b. Ubeyd-i Tanafis de bulunan bazı fakihleriniz, İsmail b. Ebi Hali'den, Amir-i Şa'bi'den, bir grup insan Allah rızası iin savaşan mcahitleri defnetmekten geliyorlardı. O sırada onlardan birinin merkebi (eşeği) öld. Bunun zerine sahibinden o eşeği de onların yanında bırakmasını ve geriye kalmamasını istediler. Ama adam kabul etmedi. Yerinden kalkarak abdest alıp namaz kıldı ve namazın peşinden dedi ki: "Allah'ım! Sen biliyorsun ki ben senin rızan iin senin yolunda cihad eden bir mcahidin defninden geliyorum. Ben senden, hi kimsenin benim zerime minnet bırakmamasını ve eşeğimi diriltmeni istiyorum." Sonra kalkarak ayağıyla merkebine vurunca eşeği ayağa kalkarak kulaklarını salladı. Adam da merkebini eyerledi ve yular taktı. Sonra merkebine binerek arkadaşlarına ulaştı. Arkadaşları onu görnce, ne yaptın, dediler. Adam, Allah'tan eşeğimi diriltmesini istedim, dedi.

Muhammed b. Ubeyd şöyle diyor: İsmail b. Ebu Halid, Şa'bi'nin, ben onun eşeğini sprgeciye sattığını gördm, dediğini rivayet ediyor.

Bu sizin insanı hayrete dşren rivayetlerinizden birisidir; biz Allah'ın ölleri diriltmeye gc yeteceğini inkr etmiyoruz. Fakat Şia'dan bir şey duyduğunuzda, kendiniz ondan daha fazlasını söylemenize rağmen onu bytmenize ve Şia'yı kınamanıza şaşırıyoruz. Şia, sizin ulemanızdan rivayet ettiğiniz gibi, Resulullah'ın Ehlibeyt-inden (Allah'ın rahmeti onun ve Ehlibeyt'inin zerine olsun) bir ölnn dnyaya döndğn bildiren bir hadis bile rivayet etmemiştir. Şia, Resulullah'ın Ehlibeyti aleyhimusselam'dan o hazretin, mmeti iin şöyle buyurduğunu rivayet etmiş-tir:

(( ɡ )).

"İsrailoğullarında vuku bulan olayların tıpkısı yakın-da benim mmetimde de vuku bulacaktır; hatta onlardan birisi kertenkelenin deliğine girse siz de oraya girecek-siniz"

Bu rivayeti siz de rivayet etmektesiniz ve biliyorsunuz ki İsrailoğulları arasında öldkten sonra dirilip yaşayanlar var; onlar dnyaya dönmş, yemiş, imiş, kadınlarla evlenmiş ve ocukları olmuştur. Biz Allah'ın ölleri dirilt-me gcne sahip olduğunu inkr etmiyoruz. Eğer Allah isterse, İsrailoğulları'nda yaptığı gibi bu mmette de ölen bir kişiyi diriltebilir.

Şia'nın görş budur; oysa siz, bir grup insanın öldk-ten sonra dirildiğini, sonra yine öldğn rivayet ediyor ve sonra kendinizin rivayet ettiği bir şeyi inkr ederek bunun zulm ve iftira olduğunu söylyorsunuz.[11]

 

3- Seyyid Himyeri'nin İstidlali:[12]

Şeyh Mufid, Haris b. Ubeydullah-i Rub'i'den şöyle rivayet ediyor: Mensur'un meclisinde oturmuştum. Mensur byk bir köprnn zerindeydi. Kadı Sivar da yanın-daydı. Bu arada Seyyid Himyeri onun hakkında şu kasi-deyi okudu:

 

O ilah ki hibir şey benzemez kendisine

Din ve dnya iin saltanatını vermiştir size

 

Kasideyi bitirince Mensur'un neşesine diyecek yoktu. Sivar araya girerek dedi ki: Ey emirulmminin! Vallahi bu adam sizin hakkınızda kalben inanmadığı şeyleri dile getiriyor. Vallahi, bunların kalbinde sizden başkasının sevgisi var; bunlar size dşmanlık besliyorlar... Ey emirulmminin! Bu adam ric'ate inanıyor, iki şeyhe sabbediyor ve onların hakkında irkin şeyler söylyor.

Bunun zerine Seyyid Himyeri dedi ki: Benim ric'ate inandığıma gelince; bu inancım Allah Teala'nın şu buyruğuna dayanmaktadır:

] [

"O gn her mmetten ayetlerimizi yalanlayan-lardan bir grubu haşrederiz. Onlar hep bir araya getirilip tutuklanarak sevk edilirler."[13]

Allah Teala başka bir yerde de buyurmuştur ki:

] [

"...Onları haşretmişiz, hi birini bırakmamışız."[14] Burada, biri genel ve diğeri ise özel olan iki trl haşır vardır.

Allah Teala buyuruyor ki:

] [

"Rabb'imiz, bizi iki kez öldrdn ve iki kez dirilt-tin."[15] Başka bir yerde de:

] [

"Allah da kendisini yz sene öldrp sonra dirilt-ti."[16] Ve yine:

] [.

"Şu, binlerce kişi iken ölm korkusuyla yurtların-dan ıkanları görmedin mi? Allah onlara öln dedi de sonra kendilerini diriltti[17] buyuruyor; Allah'ın kitabı böy-le anlatıyor.

Resulullah sallallah'u aleyhi ve lih buyurmuştur ki:

(( )). (): (( )).

 "Kıyamet gn kibirli insanlar kk karınca şeklinde haşredileceklerdir." Yine buyurmuştur ki: "İsrailoğulla-rı'nda vuku bulan her şeyin bir benzeri, hatta insanların hayvan suretine dönmesi, ay tutulması ve zina benim mmetimde de vuku bulacaktır." Huzeyf der ki: Vallahi! Yakın bir zamanda Allah bu mmetten oğunu maymun ve domuza dönştrecektir.

Benim kabul ettiğim ric'atten, Kur'an-ı Kerim bahsetmekte ve hadislerde de gemektedir. Ben Allah Teala'nın bunu -Sivar'ı- köpek veya maymun veya domuz ya da kk karınca şeklinde dnyaya döndreceğine inanıyorum. Allah'a andolsun ki o, kibirli, zorbacı ve kafirdir.

Bunun zerine Mensur gld ve Seyyid şu kasideyi okudu:

 

Şemle'nin babası Sivar, sarhoşken oturdu dizleri zerinde

Adil, hakim bir imamın yanında

Bir şey söyledi ki tm hata

Yalın ayak ve nallı halkın yanında

 

Seyyid kasidesini bitirince Mensur, ondan vazge, dedi. Seyyid, ey mminlerin emiri! İlk başlayan daha zalimdir; o benden vazgesin, ben de ondan vazgeeyim, dedi.

Bunun zerine Mensur, Sivar'a dedi ki: Onun hakkında insaflı bir şey söyleyerek ondan vazge ki seni hiciv etmesin.[18]

 

4- Şeyh Mufid'in İstidlali:[19]

Seyyid Murtaza, Şeyh Mufid'den şöyle rivayet eder: Bir grup Mu'tezili, İmamiyye'den olan bir hocadan bir takım sorular sordu. Ben de oradaydım. Görş sahibi ve fakihlerden bir grubu toplanmıştı, soruları şöyleydi: Siz sanıyorsunuz ki, Allah Teala, İsrailoğulları'nda olduğu gibi mminlerin kalbinin şifa bulması ve onların vasıtasıyla kafirlerden intikam alması iin öllerden bazılarını kıyametten önce Mehdi kıyam edince dnyaya döndrecek ve bu inancınıza da şu ayeti delil getiriyorsunuz:

] [

"Sonra tekrar size, onları yenme imkanı verdik ve sizi mallarla, oğullarla destekledik ve savaşılarınızı oğalttık."[20]

Eğer Yezid, Şimr, Abdurrahman b. Mlcem tövbe ederek kfr ve sapıklıklarından döner ve Allah'a itaate koyulurlarsa, bu durumda onları sevmen ve onların sevaba ulaştığına inanman gerekmez mi? Eğer böyle olursa, bu Şia inancıyla elişmektedir.

Bu soruyla karşılaşan hoca dedi ki: Ben ric'at inancını nassı şerifle kabul ediyorum; bu konuda görş belirti-lemez. Ben, bu konuda hatırımda bir nass olmadığı iin bu sorunuza cevap veremeyeceğim. Bir nass olmadan da cevap vermek ciz değildir.

Bunun zerine soruyu soran adam ve orada bulunan Mu'tezile fırkası mensupları, hocanın cevapsız kalmasını ayıpladılar.

Ben dedim ki: Bu sorunun iki cevabı var:

1- Akıl sizin sorduğunuz şeye inanmayı engellemez. Çnk Allah'ın buna gc yeter; fakat Ehlibeyt İmamları aleyhimusselam'dan nakledilen rivayetler, onların ebedi olarak cehennemde kalacağı, kıyamete kadar onlara lanet etmek, onlardan uzak olmak, onların durumunda şpheye dşmemek ve onları köt bir sonun beklediğine inanmak doğrultusundadır. Bu konuda onların durumu Firavun, Haman, Karun'un ve Allah Teala'nın ebedi olarak cehen-nemde kalacağını ve kesin olarak hibir zaman iman etmeyeceklerini bildirdiği kimselerin durumu gibidir. Allah Teala onların hakkında şöyle buyurmuştur:

] [

"Biz onlara melekleri indirseydik, öller kendile-riyle konuşsaydı ve her şeyi toplayıp karşılarına getir-seydik, Allah'ın dilediği dışında yine inanmazlardı."[21] Buradan, ancak Allah'ın sığınak verdiği kimselerin kurtul-ması irade edilmiş ve Allah Teala onların haklarında şöyle buyurmuştur:

] * [

"Allah katında hayvanların en köts, dşn-meyen sağırlar ve dilsizlerdir. Allah onlarda bir iyilik olduğunu bilseydi, elbette onlara işittirirdi, onlara işit-tirseydi de yine yz evirerek dönerlerdi."[22]

Allah Teala daha sonra bunun aıklamasında İblis'e hitaben şöyle buyuruyor:

] [ : ] [ : ] [ : ] * * [.

"Senden ve onların iinde sana uyan kimselerden cehennemi dolduracağım!"[23] Ve: "T cez gnne ka-dar lanetim zerinedir."[24] Ve: "Geri gönderilselerdi yi-ne men'olundukları şeyi yapmaya dönerlerdi."[25] Ve: "Ebuleheb'in iki eli kurusun; zaten kurudu da. Ne malı, ne de kazandığı onu kurtaramadı. Alevli bir ateşe girecektir."[26] Dolayısıyla, ona cehennem, mkafatı hakke-decek bir iş yapan kimsenin ise cehennemden gvencede olması kesinleşmiştir; böyle olunca da bu cevapla dşn-cenizin yanlış olduğu ortaya ıkar.

2- Allah Teala kafirlerden intikam almak iin onları dnyaya döndreceği vakit onların tövbesini kabul etmeyecek ve bu hususta durumları, boğulup helak olan Firavun gibi olacaktır:

] [

"Nihayet boğulma kendisini yakalayınca (Fira-vun): Gerekten İsrailoğulları'nın inandığından başka ilah olmadığına inandım, ben de Mslmanlardanım! dedi."

Allah Teala ise şöyle buyurdu:

] [

"Şimdi mi? Oysa daha önce isyan etmiş, bozguncu-lardan olmuştun?"[27] Böylece Allah Teala, Firavun'un imanını reddetmiş, Firavun'un o durumda pişmanlığı ve tövbesi bir fayda vermemiştir. Aynen tövbeleri kabul olmayan ve pişmanlıkları kendilerine bir yarar sağlamayan ahiret ehli gibi. Çnk onlar zor durumda kaldıklarında tövbeye sığınan kimselerdir; hikmet de tövbenin kabul olmasını engellemekte ve tövbenin kabuln sadece bazı zamanlara has kılmaktadır.

İmamiyye mektebine göre bu soruya doğru cevap budur. Resulullah'ın Ehlibeyti aleyhimusselam'dan gelen rivayetler de bu doğrultudadır. Örneğin o hazretlerden,

] [

 "Rabb'inin bazı ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Ama Rabb'inin bazı (azap) işaretleri gel-diği gn, daha önce inanmamış, ya da imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye, artık inanması, bir fayda sağlamaz. De ki: Bekleyin, biz de beklemek-teyiz."[28] ayet hakkında şöyle rivayet edilmiştir: Bu ayetten maksat İmam Mehdi aleyhisselam'dır. Mehdi aleyhisselam zuhur edince muhalif olanın tövbesi kabul edilmeyecektir ve bu, soru soran kişinin dayanağını yıkmaktadır.

Eğer bu cevabın karşısında diyecek olsalar: Siz, Allah Teala'nın, kullarını gnaha dşrmeyeceğini ve onlara azgınlık ve tuğyanı ciz görmeyeceğini inkr etmiyor-sunuz; nk eğer onların kfre dşmeleri ve eşitli sapıklıkları yapabilmeleri söz konusu olursa tövbe etme-den önce mitsizliğe kapılacak, yapmakta olduklarını hibir şey engellemeyecek ve kendilerini dnya menfa-atine ulaştıran irkin işten sakındırmayacaklardır. Ve kim de Allah'ın kulları gnaha dşrdğn ve yasakları onlara ciz kıldığını söylerse O'na en byk yalanı nispeti vermiş olur.

Bu eleştiriye şöyle cevap verilir: Durum sizin sandığınız gibi değildir; nk o zaman insanları gnah-lara iten şeyler ortadan kalkacak ve böylece hibir şekilde ve hibir sebeple onları irkin işlere itecek etken olmayacaktır. Çnk onlar gemişte, ric'at ettikleri zamana kadar karşılaştıkları azabı biliyorlardı ve şimdi de gemişte yapmış oldukları gnahtan dolayı cezalandırıla-caklarını ve dolayısıyla irkin bir iş yapacak olurlarsa azaplarının artacağını biliyorlar. Bu durumda onların aza-bını artıracak bir etken kalmaz; aksine, onu itaat etmeye ve gnahtan vazgemeye zorlayacak etkenler artar. Eğer bu eleştiriyi kabul edecek olursak bu şekilde hibir Mslman'ın ahirette tövbesi geerli ve kabul olmayacak-tır. Tevhid ehli kendilerini zorlayanlara ne cevap verirlerse bizim cevabımız da aynısı olacaktır.

Birinci görşe ve cevaba göre diyecek olurlarsa: Kabir azabını gözleriyle görerek ric'atte azabı tadan birisi nasıl inat edebilir, nasıl yanlış bir iş yapmaya ısrar edebilir ve yaptıklarını tamamen hatırlarken etkenlerin onları gnaha davet edeceği nasıl dşnlebilir?! Bunu zorla kabul ettirmeğe alıştığınızı siz de inkr etmezsiniz herhalde?

Onlara şöyle cevap verilir: Saydığınız btn bu şeyler, onların gnahları gzel görmelerini engellemez. Çnk onlar ölmden sonraki dirilişi, kendileri iin bir ikram ve eskisi gibi dnyaya yöneliş zannederler ve gemişte karşılaştıkları azabın kendileri hakkında bir yanlışlık olduğunu sanırlar. Ruhları bedenlerinden ayrılmadan önce tekrar azaba uğrayınca da bu azabı hakketmediklerini ve bunun, peygamberlerin başına gelen belalar gibi Allah'tan olduğunu zannederler.

Bu konuda bizim söylediklerimiz, Hz. Musa'nın aleyhisselam kavminin kfrnden ve buzağıya tapışından daha hayret verici değildir; oysa kavmi Hz. Musa aleyhisselam'ın mucizelerini görmş ve onun Firavun'a ve Firavun'un kavmine yaptıklarına tanık olmuştu. Ve yine bizim söylediklerimiz, mşriklerin, Resulullah sallallah'u aleyhi ve lih'in karşısında durmalarından daha şaşırtıcı değildir; oysa onlar Kur'an-ı Kerim'in ayetlerinin bir ben-zerini getirmekten aciz olduklarını biliyorlar, Resulullah sallallah'u aleyhi ve lih'in mucizelerine tanık olmuş ve onun, Allah Teala'nın,

] [ : ] [. : ] * * [

"O topluluk bozulacak ve geriye dönp kaacak-lardır."[29] Ve yine: "Gven iinde Mescid-ul Haram'a gireceksiniz."[30] Ve yine: "Elim lm mim. Rum(lar) ye-nildi: en yakın bir yerde. Onlar yenilgilerinden sonra yeneceklerdir."[31] buyruklarıyla gayıptan haber verdiğini ve kılıcıyla onlara azabı tattırdığını, helak olmaları vaadedilenleri helak ettiğini ve kendisine iman getirdiğini söyleyen mnafıkların O'nun arkasından mşriklere ve sapıklara yöneldiklerini görmşlerdi.

Bu soruyu, Mu'tezile'den olan bilginlerin sormaları doğru değildir. Çnk onlar peygamberlerin karşısında yer alanların oğunun inatı olduklarına inanıyorlar. Oysa Allah'a cahil olduklarını izhar eden cumhur O'nu gerek anlamıyla tanımakta, O'nun peygamberlerini tanımakta ve onların doğruluklarını bilmektedir. Fakat buna rağmen muhalefet etmelerinin tek nedeni inatı olmalarıdır. Bu durumda anlattığımız şekilde bu hkmn, ric'at ve ric'at edenler hakkında olmasına hibir engel yoktur. Allah Teala buyuruyor ki:

] * [

"Onların, ateşin başında durdurulmuş iken: Ah ne olurdu keşke biz (dnyaya) geri evrilseydik de Rabb'-imizin ayetlerini yalanlamasaydık, inananlardan olsay-dık! dediklerini bir görseydin. Hayır, daha önce gizle-mekte oldukları, onlara görnd. Geri gönderilselerdi yine men'olundukları şeyi yapmağa dönerlerdi, nk onlar yalancılardır."[32] Allah Teala, cehennem ehlini dn-yaya geri gönderse onların kabir ve mahşerin dehşetlerini görmeleri ve acı azabı tatmalarına rağmen tekrar kfr ve inatlarına döneceklerini bildiriyor.[33]

 

5- Seyyid Muhsin Emin-i Amili'nin İstidlali:[34]

Seyyid Muhsin Emin, bu istidlali, Ahmed Emin'in "Zuha'l İslam" kitabında İmamiyye Şia'sına yaptığı ve hayatının son dönemlerinde bazılarından vazgetiği iftira-larını reddederken getirmiştir.

Ahmed Emin diyor ki: Ric'at inancını, "Muhammed dönecektir" diyerek ve daha sonra sözn değiştirip "Ali dönecektir" diyerek İbn-i Sebe ıkarmıştır. Ric'at dşncesini İbn-i Sebe Yahudilerden almıştır. Yahudilere göre İlyas peygamber göğe ağmıştır. O, dnyaya dönerek din ve kanunu getirecektir. Hıristiyanlığın başlarında bu dşnce Hıristiyanlık'ta da ıkmıştı.[35]

Seyyid Muhsin Emin (r.a) ihticac ve ilzam makamında cevaben diyor ki: Ric'at dşncesini ilk olarak Ömer b. Hattab ortaya atmıştır. İbn-i Sa'd, "Tabakat" adlı kitabında, kendi senediyle İbn-i Abbas'tan Resulullah sallallah'u aleyhi ve lih'in, (( )) "Bana kağıt kalem getirin de benden sonra asla sapma-manız iin size bir şey yazayım" buyurduğunu, bunun zerine Ömer'in, Resulullah ölmemiştir; eğer ölmşse İsrailoğulları Musa'yı bekledikleri gibi biz de onu bekleyeceğiz, dediğini nakleder.

Taberi, İbn-i Sa'd ve diğerleri diyorlar ki: Resulullah sallallah'u aleyhi ve lih vefat edince Ömer dedi ki: Resu-lullah ölmedi; Resulullah, kırk gn kavminden kaybolan ve öld denildikten sonra dönen Musa b. İmran gibi Rabb'ine gitti. Vallahi Resulullah dönecek ve onun öldğn sananların ellerini



[1] - Rical-u İbn-i Davud, s.195.

[2] - Bihar-ul Envar'da da bu tabir kullanılmıştır. Fakat "el-Hulesa" kitabında tabir farklıdır.

[3] - el-Hulasa -Allame Hilli-, s.279.

[4] - Bihar-ul Envar, c.53, s.124.

[5] - A'raf, 155.

[6] - Bakara, 55-56.

[7] - Bakara, 57.

[8] - Bakara, 243.

[9] - Bakara, 259.

[10] - Muhtesar-u Besair-id Derecat -Hasan b. Sleyman-, s.22. Bihar-ul Envar, c.53, s.72/72. el-İykaz-u Min'el Hic'a, s.185/42. Er-Ric'at -Esterabadi-, s.49/23.

[11] - el-İzah -İbn-i Şazan-, s.189-195.

[12] - İsmail b. Muhammed b. Yezid-i Himyer-i Ebu Haşim İma-miyye Şiası şairidir. Okuduğu şiirlerinin oğu Ehlibeyt aleyhisselam hakkındadır. O, makam ve mevkisi yce ve gvenilir bir kişidir. İmam Sadık aleyhisselam görmştr. Ebu Ubeyde onu muhaddisler arasında en fazla ve en gzel şiir okuyanlardan saymış, Ebul Ferec de cahiliye ve İslam döneminin en fazla şiirini okuyan kişisinden biri bilmiştir. Hicri 105 yılında Nu'man'da dnyaya gelmiş ve 173 yılında da vefat etmiştir.

[13] - Neml, 83.

[14] - Kehf, 47.

[15] - M'min, 11.

[16] - Bakara, 259.

[17] - Bakara, 243.

[18] - el-Fusul-ul Muhtare -Seyyid Murtaza, s.93-95.

[19] - İmam Ebu Abdullah Muhammed b. Muhammed b. Nu'man, "Şeyh Mufid" ve İbn-i Muallim diye meşhurdur. Kendi döneminde İmamiyye mektebinin önclğn stlenmiştir. Onun fıkıh, kelam ve hadis bilimlerindeki şöhreti, ilim ve gvenirliği anlatılmayacak kadar fazladır. Şeyh Mufid (r.a) mtevazi, ok ibadet eden, yce, ok namaz kılan, oru tutan ve sadaka veren birisiydi. O, hicri 413 yılında Bağdat'ta vefat etmiştir.

[20] - İsr, 6.

[21] - En'am, 111.

[22] - Enfal, 22-23.

[23] - Sd, 85.

[24] - Sd, 78.

[25] - En'm, 28.

[26] - Mesed, 1-3.

[27] - Yunus, 90-95.

[28] - En'm, 158.

[29] - Kamer, 45.

[30] - Fetih, 27.

[31] - Rum, 1-3.

[32] - En'am, 27-28.

[33] - el-Fusul-ul Muhtare -Murtaza-, s.153-157.

[34] - Seyyid Muhsin b. Abdulkerim-i Emin el-Hseyn el-Amuli, zamanının en byk ve en meşhur alimlerindendi. Hicri 1284 yılında Lbnan'ın Şekra bölgesinde dnyaya gelmiş ve hirci 1371 yılında ise Beyrut'da ölmştr. Onun, "A'yan-uş Şia" kitabı meşhurdur. Yine "er-Rehik-ul Mehtum", "Husun-ul Menia", "Mecalis-us Snniyye" ve ...  adlı kitapları vardır.

[35] - Zuha'l İslam, c.1, s.356.

 

index